Sayıştay Raporu Ortaya Koydu: Bakanlık "Araç Yok, Denetim Yapamıyorum" İtirafında Bulundu

Bolu’daki Grand Kartal Otel felaketinin ardından Sayıştay’ın hazırladığı 2025 raporu, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın turizm tesisleri üzerindeki denetim sorumluluğunu ne ölçüde{if} karşılayamadığını ve sistemik yetersizliklerin boyutunu çarpıcı bir dille belgeledi. Rapora göre; Bakanlık, yıllık rutin denetim programı bile hazırlamamış, denetimleri yalnızca yeni belge başvurusu yapan veya şikayet konusu olan tesislerle sınırlamış, hatta ülke genelindeki tesisleri ve turizm amaçlı kiralanan konutları tam kapsamlı denetlemek için araç ve personel imkânının olmadığını resmi kayıtlara "araç azlığı" gerekçesiyle yazmış.

Bakanlık’tan acı itiraf: Otelleri aracımız olmadığı için denetleyemedik - Görsel 1
Bakanlık’tan acı itiraf: Otelleri aracımız olmadığı için denetleyemedik - Haber Görseli 1

Beş Yıldır Denetlenmeyen Yüzlerce Tesis ve Planlı Denetiğin Yoksunluğu

Sayıştay incelemesinin en dikkat çeken tespitlerinden biri, Bakanlık’nın tesislere yönelik yıllık rutin denetim programı hazırlamamasıydı. Kaynak metinde yer alan bilgiye göre, denetim süreci tamamen "reaksiyoner" bir yapıya bırakılmış; yani sadece yeni turizm işletme belgesi talep eden işletmeler veya üzerinde şikayet düşen yerler denetlenirken, mevcut faaliyet içinde olan ve herhangi bir bildirimi olmayan devasa bir tesis kitlesi yıllarca denetim mekanizmasının dışında kalmış. Raporda, birçok tesisin son beş yıl içinde hiç denetlenmediği net bir dille ifade ediliyor. Bu durum, Bolu faciası gibi trajik olayların önlenebilirliğinin, sistematik bir denetim eksikliği nedeniyle nasıl imkânsızlaştırıldığını ortaya koyuyor. Denetimlerin planlanması ve takibine yönelik bir bilgi sisteminin de kurulmaması, sürecin ne kadar kontrolsüz ve kayıtdışı bir zeminde yürüdüğünün kanıtı olarak rapora işlenmiş.

Bakanlık’tan acı itiraf: Otelleri aracımız olmadığı için denetleyemedik - Görsel 2
Bakanlık’tan acı itiraf: Otelleri aracımız olmadığı için denetleyemedik - Haber Görseli 2

"Araçımız Yetmiyor" Savunması ve Yasal Sürelerin İhlali

Bakanlık yetkilileri, Sayıştay’a yaptığı açıklamada denetim eksikliklerini meşrulaştırmak adına "sınırlı sayıdaki araçlarla gerçekleştirildiği" ve "ihtiyaçların imkânlar çerçevesinde karşılanacağı" savını öne sürmüş. Ancak bu "ihtiyatlı" ifade, yasal yükümlülüklerin yerinde getirilememesi durumu için yeterli bir meşruiyet zemini oluşturmuyor. Raporda hatırlatıldığı üzere, kanunlar turizm amaçlı kiralanan konutlar için yapılan başvuruların 60 gün içinde sonuçlandırılmasını, izin verilen konutların ise 30 gün içinde yerinde denetlenmesini zorunlu kılıyor. Sayıştay tespitine göre bu yasal süreler sistematik olarak aşılıyor; belge ve yerinde incelemeler öngörülen zaman dilimlerinde tamamlanamıyor. Bu gecikmeler, sadece idari bir aksaklık değil, aynı anda güvenlik standartlarının (yangın merdivenleri, kaçış yolları, elektrik tesisatı vb.) denetlenmemesi anlamına geliyor.

Bakanlık’tan acı itiraf: Otelleri aracımız olmadığı için denetleyemedik - Görsel 3
Bakanlık’tan acı itiraf: Otelleri aracımız olmadığı için denetleyemedik - Haber Görseli 3

Kamu Taşınmazlarında Kayıtsızlık, Kıyı Şeridinde Mevzuat Dışı Yapılar

Denetim yoksunluğunun doğurduğu ikinci büyük tablo, turizm amacıyla tahsis edilen kamu taşınmazlarında yaşanan kayıtsızlıklardır. Sayıştay raporu, bu alanların tahsis sözleşmelerine ve onaylı projelere aykırı olarak kullanıldığını, hatta bazı kısımların kişisel amaçlarla değerlendirildiğini belgeliyor. Raporda, Bakanlık’na ait bazı tesislerin sahillere doğru genişletildiği, kıyılarda mevzuata aykırı yapılar oluşturulduğu ve bunun sonucunda vatandaşların kıyılardan serbestçe yararlanmasının engellendiği belirtiliyor. Tesislerde yatak, metrekare ve masa kapasitesini artıran izinsiz tadilat ve ilave yapıların, düzenli denetim olmadığı için zamanında tespit edilemediği, hatta bu durumun yıllarca göz ardı edildiği vurgulanıyor. Bu tespitler, denetimin sadece "belge verme" aşamasında değil, işletmenin hayatı boyunca sürmesi gereken bir süreç olduğunu ve bu sürecin tamamen kesildiğini kanıtlıyor.

Sistemik Çöküşün Faturası: 78 Can ve Sorgulanmayan Sorumluluk

21 Ocak 2025 gecesi Bolu Kartalkaya’daki Grand Kartal Otel’de çıkan yangında 34 çocuk dahil 78 canın kaybedilmesi, Sayıştay raporunun ortaya koyduğu bu sistemik çöküşün en acı ve kesin sonucudur. Rapor, Bakanlığın "araç yok" diyerek denetimden kaçtığını, yasal süreleri ihmal ettiğini, planlı denetim programı yapmadığını ve kamu malvarlığının haksız kullanımını göz ardı ettiğini satır satır numaralandırıyor. Bu tablo, felaketin sadece bir "kaza" veya tek bir işletmenin hatası olmadığını; yıllarca süren, kurumsallaşmış bir denetim felaketinin ve idari iradenin yetersizliğinin bedeli olduğunu net bir dille ortaya koyuyor. Sayıştay’ın 2025 raporu, bu yıkımın tekerrürünün önlenebilmesi için sadece cezai süreçlerin değil, denetim altyapısının, personel ve araç kapazitesinin ve planlı denetim sistemlerinin kökten yeniden yapılandırılmasının artık geciktirilemez bir zorunluluk olduğunu göstermiş oluyor.


Kaynak: Sözcü - Gündem
Orijinal Haber: Orijinal haberi görüntüle