Fon Krizinin Ortasında Tarihi Bir Çekim: Tek Bir Gecede 45 Milyar Lira Sistemden Çıkarıldı
İstanbul – Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) tasfiye kararıyla 830 milyar liralık bir havuzun kilitleyerek bıraktığı ve Pusula Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız’ın gözaltına alınmasıyla ateşlenen “fon krizi” sürecinin ortasında, finans piyasalarını derin bir şok ve merak içine sokan bir gelişme yaşandı. Türkiye’nin en büyük özel bankalarından birinde tutulan ve sadece sekiz yatırımcıya ait olan bir fon hesabından, kimliği henüz açıklanmamış tek bir yatırımcı, 13 Mayıs 2024 tarihli işlem gününde gece yarısı gerçekleşen bir operasyonla 45 milyar 468 milyon lirayı tek seferde nakde çevirerek sistemden tahliye etti. Bu hareket, fonun toplam varlığını bir gecede 52 milyar 886 milyon liradan 7 milyar 418 milyon liraya indirerek neredeyse %86’lık dizginleyici bir erimeye neden oldu.

131 Fonun Tasfiyesi ve 830 Milyar Liralık Donmuş Varlık
Krizin arka planını, SPK’nın geçtiğimiz haftalar açıkladığı radikal karar oluşturuyor. Kurum; Tera Yatırım, Pusula Portföy, Hedef Holding, Atlas Portföy, A1 Capital Portföy, Pardus Portföy ve Bulls Portföy’e ait toplam 131 fonun, likidite krizi ve temerrüt gerekçesiyle tasfiye edilmesine karar vermişti. Bu kararın ardından, yedi şirkete ait portföylerde yer alan ve değeri 830 milyar TL’yi bulan varlıklar yatırımcılar için erişilemez hale gelmişti. Varlıkların nakde çevrilip yatırıcılara dağıtılması süreci için iki banka tasfiye memuru olarak görevlendirilirken, sürecin normalde üç ay süreceği ancak altı aya kadar uzatılabileceği sinyali verilmiştir. Piyasa aktörleri, bu uzun vadeli belirsizlik ortamında varlıkların değer kaybı riski ve likidite sıkıntısı endişesiyle karşı karşıya kalmıştı.

Sekiz Kişilik Fonda “Nükleer” Darbe: Varlık 52 Milyardan 7 Milyara Düştü
Genel kriz tablosu bu denli karanlıkken, tasfiye sürecine giren fonlardan birinde yaşanan ani gelişme, krizin boyutlarını ve doğasını tartışmaya açık hale getirdi. İlgili fon, portföyünde yalnızca sekiz yatırımcının yer aldığı, nispeten küçük ama son derece konsantre bir yapıya sahipti. 13 Mayıs 2024 tarihinden önce fonun toplam varlık değeri 52 milyar 886 milyon TL seviyelerinde seyrederken, gün içinde gerçekleşen tek bir işlem sonucunda bu rakam dizginleyici bir hızla 7 milyar 418 milyon TL’ye yuvarlandı. Fonun büyüklüğünün neredeyse tamamına yakın bir kısmının tek bir hamlede buharlaşması, bankacılık sisteminin altyapısının ve fonun likidite yönetiminin, bu denli aniden ve yoğun bir talebi karşılamak için ne derece hazırlıklı olduğunu sorgulattı.
“Kim Bu Yatırımcı?” Sorusu ve Kalan Yedi Kişinin Önü Açık Risk
Dikkat çeken en kritik nokta, bu devasa çekimin fonun sekiz yatırıcısından yalnızca birinin iradesiyle gerçekleşmesidir. Sistemden 45 milyar 468 milyon TL’lik likiditenin tek bir günde, tek bir aktör tarafından tahliye edilmesi, piyasa gözlemcilerini ve sosyal medyayı “Kim bu milyarder?” sorusuyla baş başa bıraktı. Normal şartlarda bu hacimdeki bir çıkış, fonun tasfiye veya kapanma sürecinde bile aylar sürebilecek bir nakit akımı planlaması gerektirir. Çekilen paranın hangi vadesiz hesaba, vadeli mevcuta, dövize veya alternatif bir yatırım aracına yönlendirildiği ise yazı hazırlandığı saat itibarıyla tam bir belirsizlik içinde kalmakla birlikte, bu hareket fonda kalan yedi yatırımcının önünü ciddi risklerle çevreledi.
Uzmanlar, bu tür konsantre yapıdaki fonlardan birinin devasa bir çıkış yapmasının, kalan yatırımcılar için klasik bir “ilk çıkaran kazanır” (first-mover advantage) riski yarattığını vurguluyor. Eğer fonun varlıkları tasfiye memurları tarafından hâlâ elverişsiz piyasa koşullarında satışa sunuluyorsa, erken çıkan yatırımcı “nabız” fiyatından çıkarken, geride kalanlar çok daha düşük değerlemeyle karşılaşma ihtimaline karşı durmak zorunda kalabilir. SPK ve tasfiye memurlarının bu anormal hareketi nasıl değerlendireceği, kalan yatımcıların haklarını koruma altına alıp almayacağı ve 45 milyar TL’lik bu likiditenin piyasaya geri dönüşünün (veya kaçışının) enflasyon ile kurlar üzerindeki etkisi, gelecek günlerde piyasanın en yakından takip edeceği konuların başında yer alıyor.
Piyasada Yaygın Panik ve Borsadaki Yansımalar
Bu gelişme, yatırımcıların panikle fonlar arasında yer değiştirmeye başladığı bir sürecin de habercisi oldu. Risk gördükleri fonlardan çıkarken paralarını daha güvenli gördükleri alanlara taşımaya başladılar. 11-18 Eylül haftasında yatırım fonlarının portföy değerlerinde toplam 1.06 trilyon liralık bir düşüş kaydedildi. Serbest fonların portföy değeri 485 milyar lira, para piyasası fonlarının 482 milyar lira, hisse fonlarının ise 70 milyar lira azaldı. Borsa İstanbul’da hisselerde taban serileri devam ederken, tasfiye sürecindeki fonlarda bulunan ve kredili pozisyonları olan hisseler sert satışlar yaşadı. BIST 100 endeksi günü yüzde 1.04 düşüşle 13 bin 199 puandan tamamlamış, BIST 50 Endeksi’nde ise açığa satışta yukarı adım kuralı uygulamaya başlanmıştı. Krizin bu yeni boyutu, mevcut tasfiye sürecinin sadece bir yasal prosedür değil, aynı zamanda stratejik bir çıkış yarışı olduğunu bir kez daha kanıtladı.
Kaynak: Sözcü - Sözcü
Orijinal Haber: Orijinal haberi görüntüle
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!