Yeni Nesil Sigarasız Büyüyecek: 2015 Sonrası Doğanlara Ömür Boyu Yasak
Sağlık Bakanlığı’nın Ekim ayı içinde TBMM’ye sunmayı planladığı ve tütünle mücadeleyi kökten yeniden şekillendirecek kapsamlı kanun teklifi taslağı, Türkiye’de bir “nesil sigara yasağı”nın kapılarını aralıyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Toker Ergüder, Yeşilay Bilim Kurulu üyesi olarak da yer aldığı hazırlık sürecinin detaplarını paylaşarak, 1 Ocak 2015 tarihinden sonra doğan bireylerin hayatları boyunca tütün ürünü satın almasının, kullanmasının ve tüketmesinin yasaklanacağını açıkladı. İngiltere örneğinden esinlenen ve “tütünsuz nesil” (tobacco-free generation) stratejisi olarak adlandırılan bu radikal adım, tütün endüstrisinin gelecekteki potansiyel müşteri kitlesini kuru kaynağa çevirmeyi hedeflerken, 2040 yılı itibarıyla Türkiye’de tütün ürünlerinin üretiminin ve satışının tamamen sonlandırılmasını da öngörüyor.

Kadınlar ve Gençler Odaklı Artış Endişesi Yeni Düzenlemeleri Tetikledi
Prof. Dr. Ergüder’in dikkat çektiği veriler, son yıllarda küresel düşüş trendinin tersine Türkiye’de tütün kullanımının yeniden ivme kazandığını ve bu artışın odak noktasının kadınlarla gençler olduğunu gösteriyor. Özellikle son 10-15 yılda kadınlarda sigara kullanımında yüzde 40-50 civarında bir artış kaydedilirken, 15-24 yaş grubundaki genç kadınlarda bu oranın yüzde 90’ı bulması yetkileri alarm durumuna itmiş durumda. Ayrıca 2012’de yaklaşık 91 bin ton ve 4,5 milyar paket seviyesindeki sigara satışlarının, 2025 tahminlerine göre 160 bin ton ve 8 milyar pakete neredeyse iki katına çıkması, mevcut politikaların yetersiz kaldığını ve endüstrinin pazarlama stratejilerinin (özellikle “ince” ve “slim” sigaralarla kadınları hedeflemesi) etkili olduğunu kanıtlıyor. Bu tablo, kanun taslağında “standart paket” uygulaması getirilerek marka ayrımının ortadan kaldırılması ve ince sigaraların yasaklanması gibi koruyucu tedbirlerin arkasındaki temel mantığı oluşturuyor.

Açık Alanlar “Görünmez” Sigara İçme Alanlarıyla Düzenlenecek
Taslak, 2008’de getirilen kapalı alan yasağını genişleterek açık alanları da kapsayan kapsayıcı bir mekanizma kuruyor. Buna göre; lokantaların hem açık hem de kapalı alanlarında sigara içimi tamamen yasaklanacak. Parklar, bahçeler ve kamu binalarının dış mekanlarında ise sigara içmek isteyenler için dışarıdan görünmeyecek şekilde izole edilmiş özel alanlar oluşturulacak. Prof. Dr. Ergüder bu düzenlemenin en kritik sonucunun, çocuk ve gençlerin gündelik yaşam alanlarında sigara içen bireylerle görsel olarak karşılaşmaması, böylece sigara içmenin “normalleştirilmesi” algısının kırılması olacağını vurguluyor. Bu yaklaşım, sigara dumanından koruma ötesinde, toplumsal modelleme açısından stratejik bir öneme sahip.
Ekonomik ve Kontrol Mekanizmaları: Sağlık Vergisi ve Kimlik Doğrulama
Yasaklayıcı düzenlemelerin yanında ekonomik ve teknolojik denetim araçları da taslağın vazgeçilmez unsurları arasında yer alıyor. Sigara paketlerine getirilmesi planlanan “sağlık vergisi”nden elde edilecek gelirler, tedavi hizmetlerinden ziyade koruyucu ve geliştirici sağlık hizmetlerine yönlendirilecek. Böylece tütün tüketiminin yarattığı mali yük, toplum sağlığına yatırım kaynağına dönüştürülmek isteniyor. Satış noktasında ve özellikle online alışverişlerde 18 yaş altının erişimini engellemek adına kredi kartı entegreli kimlik doğrulama sistemleri zorunlu kılınıyor. Bu sayede fiziksel denetimin zayıf kaldığı dijital ortamda da yaş bariyeri etkin hale getiriliyor.
Toplum Destekli Bir “Silkelenme” Süreci
Prof. Dr. Ergüder, Türkiye’nin 2003’te imzaladığı Çerçeve Sözleşmesi ve 2008’in kapalı alan yasağıyla dünya örneği niteliğinde bir mücadele sergilediğini, ancak son verilerin bu başarıyı zedelediğini kaydederek “ülke olarak yeniden bir silkelenmeye, politikaları gözden geçirmeye ihtiyacımız var” diyordu. Yeşilay’ın yaklaşık 7 bin kişi üzerinde yaptığı saha araştırması bu gerekliliği teyit ediyor; toplumun yüzde 90’ının üzerindeki destek ve hatta sigara içenlerin yüzde 60’ının bu sıkılaştırmaları onaylaması, siyasi iradenin arkasında güçlü bir toplumsal mutabakat olduğunu gösteriyor. Her yıl 35 bine yakın vatandaşı önelebilir akciğer kanseriyle kaybeden Türkiye, bu taslağıyla “sigaranın hiç olmadığı bir ülke” hedefine 2040 zaman çizelgesi çizerek, tütünle mücadeleyi bir devlet politikasından toplum projesine taşımaya hazırlanıyor.
Kaynak: Sözcü - Gündem
Orijinal Haber: Orijinal haberi görüntüle
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!