Atlas Okyanusu’nun Derinliklerinde Unutulmuş Nükleer Miras: 150 Bin Tonluk Tehlike Sızdırıyor

Fransa bilim insanları tarafından derin deniz araçlarıyla haritalandırılan ve "zararsız" sanılan atık alanında, çürümüş varillerden radyoaktif izotoplerin sızıntısı tespit edildi. Deniz ekosistemi bu zehirli varilleri yuva edinirken, besin zincirine geçiş riski laboratuvar analizleriyle sorgulanıyor.

Denizin 5 bin metre altında dev mezarlık bulundu - Görsel 1
Denizin 5 bin metre altında dev mezarlık bulundu - Haber Görseli 1

Tarihin "Gizli" Çöpü Gün Işığında

Geçmiş yüzyılın ikinci yarısında Avrupa ülkeleri tarafından "geniş deniz sularında erir gider" mantığıyla ve o dönemde "zararsız bir çözüm" olarak nitelendirilen bir politika izlenerek Atlas Okyanusu’nun binlerce metre derinine fırlatılan devasa nükleer atık çöplüğü, günümüz teknolojisiyle yeniden gün yüzüne çıkarıldı. Fransa Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi (CNRS) bünyesindeki NODSSUM projesi kapsamında gerçekleştirilen çalışmalarda, yüzlerce metre uzakta, 3 bin ile 5 bin metre arasındaki zifiri karanlıkta yatan 150 bin tonu aşkın radyoaktif varilin, aradan geçen onlarca yılın ardından içten içe çürüdüğü ve çevreye sızıntı yapmaya başladığı belgelenmiş oldu. Unutturulmaya çalışılan bu nükleer mezarlık, insanoğlunun geçmişte doğaya bıraktığı ve patlamaya hazır bekleyen bir "saatli bomba" olarak varlığını sürdürüyor.

Denizin 5 bin metre altında dev mezarlık bulundu - Görsel 2
Denizin 5 bin metre altında dev mezarlık bulundu - Haber Görseli 2

Milim Milim Haritalanan Tehlike

Bilim insanları, insansız ve insanlı su altı denizaltılarını kullanarak okyanus tabanına adeta bir "çıkarma" operasyonu gerçekleştirdi. Özel otonom araçlarla yapılan yüksek hassasiyetli taramalar sonucunda binlerce varilin konumu milim milim hassasiyetle haritalandırılırken, kameralara yansıyan manzara bilim insanlarını ürküttü. Zamanın ve tuzlu suyun yıkıcı etkisiyle aşınan metal muhafazaların patladığı, içlerindeki tehlikeli maddelerin kumlu zemine karıştığı gözlemlendi. Yapılan in-situ (yerinde) ölçümlerde bölgede sezyum-137, plütonyum, kobalt-60 ve amerikyum-241 gibi insan ve çevre sağlığı için kritik risk teşkil eden radyoaktif izotop izlerine rastlanması, sızıntının teorik olmaktan çıkıp somut bir gerçeklik kazandığını kanıtladı.

Ölümcül Variller "Yuva" Oldu: Ekosistem Tehlikesi

Araştırma sırasında uzmanları en çok şaşırtan ve aynı zamanda enderindendiren detay, bu radyoaktif ölüm hücrelerinin okyanus canlıları tarafından yapay bir sığınak ve yaşam alanı olarak kullanılmasında ortaya çıktı. Süngerlerin, deniz şakayıklarının ve özellikle bölgedeki yengeç türlerinin, sızıntı yapan nükleer varillerin üzerine tutunarak koloni kurduğu tespit edildi. Bu durum, tıp ve sanayi atığı olarak okyanusa gömülen zehirli maddelerin, bentik (dip) yaşam üzerinden başlayarak pelajik (sualtı serbest yüzen) organizmalara ve nihayetinde insan besin zincirine dahil olup olmadığı sorusunu gündeme getirdi. Biyolojik birikim (biyoakümülasyon) riski, bu bulgunun en ciddi uzun vadeli endişesi olarak değerlendiriliyor.

Laboratuvara Giden Kanıtlar ve Gelecek

Gelişmiş denizaltılarla 4 bin 700 metrenin üzerindeki derinliklerden sistematik bir şekilde toplanan su, tortu (çamur) ve canlı doku örnekleri şu an detaylı laboratuvar analizlerine tabi tutuluyor. İlk ön veriler, araştırmayı yürüten ekip için anlık bir radyasyon tehlikesi yaratmasa da, bilim insanları zehirli birikimin deniz ekosistemindeki izlerini, yayılım hızını ve biyolojik etki mekanizmasını belirlemek için yoğun çalışıyor. Bu proje, derin deniz nükleer atık depolamanın uzun vadeli sonuçlarını somut verilerle ortaya koyarak, geçmiş hataların bugünkü ve gelecekteki ekolojik maliyetini hesaplamak adına kritik bir referans noktası oluşturuyor.


Kaynak: Sözcü - Sözcü
Orijinal Haber: Orijinal haberi görüntüle