Kuzey Norveç’te Gönüllü Dalgıçlar 100 Bin Deniz Kestanesini Toplayarak Yosun Ormanlarını Canlandırdı

Kuzey Norveç’in soğuk sularında son iki yılda gerçekleştirilen devasa bir sivil bilim çalışması, deniz ekosistemlerinin nasıl onarılabileceğine dair umut verici somut veriler ortaya koydu. Rissa Citizen Science koordinasyonunda yürütülen proje kapsamında, yaklaşık 500 gönüllü dalgıç deniz tabanından toplam 98 bin 85 deniz kestanesini tek tek çıkardı. Bu çaba sayesinde "deniz çölü" haline gelmiş geniş alanlarda, balık yavrualarının ve deniz canlılarının hayati yaşam alanı olan kelp (büyük deniz yosunu) ormanlarının yeniden doğması başarıyla tetiklendi.

Denizin dibi çöle dönünce harekete geçtiler: 100 bin tanesi tek tek toplandı - Görsel 1
Denizin dibi çöle dönünce harekete geçtiler: 100 bin tanesi tek tek toplandı - Haber Görseli 1

Aşırı Popülasyon Unutturuldu: 8 Bin 400 Kilometrekare Yosun Kaybedildi

Norveç’in kuzey kıyılarında onlarca yıldır süren ve ekolojik dengenin bozulmasına yol açan en ciddi sorunlardan biri, yeşil deniz kestanelerinin (*Strongylocentrotus droebachiensis*) kontrolsüz çoğalmasıydı. Bu tür, doğal ekosistemin bir parçası olsa da, doğal avcıların (özellikle büyük kabukluların ve balinaların) azalması ve su sıcaklıklarındaki değişiklikler sonucunda patolojik düzeyde artış gösterdi. Norveç Su Araştırmaları Enstitüsü (NIVA) verilerine göre, deniz kestanelerinin aşırı otlaması (overgrazing) nedeniyle ülke genelinde yaklaşık 8 bin 400 kilometrekarelik yosun ormanı tamamen yok oldu. Bu ormanlar yalnızca bitki toplulukları değil; yüzlerce balık türünün, yavruların büyüdüğü, avdan saklandığı ve beslendiği "denizdeki orman" ekosistemlerini oluşturuyordu. Yosun tabakasının yok olması, deniz tabanını yaşamsız, çıplak kayalıklara dönüştürerek biyolojik çeşitliliğin çökmesine ve balık stoklarındaki azalmaya neden olmuştu.

Denizin dibi çöle dönünce harekete geçtiler: 100 bin tanesi tek tek toplandı - Görsel 2
Denizin dibi çöle dönünce harekete geçtiler: 100 bin tanesi tek tek toplandı - Haber Görseli 2

339 Saatlik Su Altı Çabası: Nisan 2024 - Ağustos 2026 Süreci

Proje, Nisan 2024 ile Ağustos 2026 tarihleri arasında Kuzey Norveç’in Sørsjetéen, Telegrafbukta ve Øksfjord bölgelerinde yoğunlaştırıldı. Bu süreçte düzenlenen 23 ayrı etkinlikte görev alan gönüllü dalgıçlar, su altında toplam 20 bin 336 dakika, yani yaklaşık 339 saat geçirerek deniz kestanesini manuel yöntemlerle topladı. Çalışma sadece "temizlik" ile kalmadı; bilimsel veriye katkı sağlamak adına toplanan deniz kestanelerinin bir kısmı yüzeye çıkarılarak sayıldı, tartıldı ve ölçüldü. Bu veriler, popülasyon dinamikleri ve ekosistem tepkisi üzerine gelecekteki akademik çalışmalara ışık tutacak nitelikte bir veri seti oluşturdu.

Denizin dibi çöle dönünce harekete geçtiler: 100 bin tanesi tek tek toplandı - Görsel 3
Denizin dibi çöle dönünce harekete geçtiler: 100 bin tanesi tek tek toplandı - Haber Görseli 3

Sørsjetéen’de 200 Metrelik Alan Yeniden Yeşerdi: Bakım Aşamasına Geçiş

Çalışmanın en spektaküler ve bilimsel olarak en değerli sonucu Sørsjetéen bölgesinde ortaya çıktı. Deniz kestanesi yoğunluğunun belirli bir eşiğin altına düşürülmesiyle birlikte, bölgedeki yosunlar ve kelpler yaklaşık 200 metrelik bir alanı yeniden kapladı. Bu gelişme, ekosistem mühendisliği açısından kritik bir eşiğin aşıldığını kanıtladı; bölge artık "yoğun müdahale" modundan çıkıp, oluşmaya başlayan su altı ormanının büyümesinin izlendiği ve korunduğu "bakım aşamasına" geçti. Bu durum, eğer baskı (deniz kestanesi) kaldırılırsa doğal regenerasyonun ne kadar hızlı ve etkili olabileceğinin somut bir kanıtı oldu.

Telegrafbukta ve Øksfjord’da İlerleme; Uzmanlar: "Süreç Uzun, Takip Şart"

Diğer iki çalışma alanında da olumlu gelişmeler kaydedildi. Telegrafbukta’da belirlenen yaklaşık 2 bin metrekarelik restorasyon alanının üçte birinde yosunların geri dönüşüne dair belirgin ilerleme sağlandı. Øksfjord’da ise gerçekleştirilen iki ayrı çalışma sonucunda, yaklaşık 150 metrelik bir kıyı şeridinde deniz kestanesi yoğunluğu azaltıldı ve daha önce tamamen çıplak kalmış noktalarda yosunların yeniden yerleşmeye başladığı gözlendi. Ancak bilim insanları ve proje koordinatörleri, iyileşmenin her bölgede aynı hızda ve yoğunlukta gerçekleşmediğini, deniz tabanı topografisi, su akıntıları ve mevcut tohum kaynağı gibi faktörlerin bu hızı belirlediğini vurguluyor. Uzmanlar, elde edilen kazancın kalıcı hale getirilebilmesi için alanların uzun süreli takip ve gerektiğinde tekrar müdahale stratejileriyle yönetilmesinin zorunlu olduğunu açıklıyor.

Balık Yavruları İçin "Yeniden Doğmuş" Bir Yaşam Alanı

Yosunların geri gelmesiyle beraber değişim yalnızca botaniksel bir toparlanmayla kalmadı. Yeniden oluşmaya başlayan kelp tabakası ve yosun örtüsü, balık yavruları ve diğer deniz canlıları için kritiğin önemi barınma, beslenme ve büyüme alanlarını yeniden işlevsel hale getirdi. Bu durum, projenin yalnızca bir türün (deniz kestanesi) kontrolü değil, tüm trofik zincirin (beslenme zinciri) temel dinamiklerinin onarılması anlamına geldi. Bu sivil bilim örneği, merkeziyetçi ve maliyeti yüksek endüstriyel müdahaleler yerine, yerel toplulukların ve gönüllülerin bilimle birleştiği modellerin, deniz ekosistem restorasyonunda ne denli etkili ve sürdürülebilir olabileceğini gösteren bir model olma niteliği taşıyor.


Kaynak: Sözcü - Sözcü
Orijinal Haber: Orijinal haberi görüntüle