Siirt’te Fıstık Hasadı Hırsızlık Riskiyle Erken Başladı: “Yeşil Altın” Korumak İçin Gece Gündüz Nöbet

SİİRT — Siirt ili ve çevresinde “yeşil altın” lakabıyla anılan fıstık üretiminde hasat sezonu resmen başladığı halde, üreticiler bu yıl olağandışı bir tablo ile karşı karşıya; ürünlerin tam olgunlaşmasını beklemek yerine, hırsızlık tehdidi nedeniyle hasata 10 ila 15 gün erken başlamak zorunda kaldılar. Yıllardır bahçelerinde emek veren çiftçiler, ürünlerini korumak adına gece gündüz nöbet tutarak, fıstıklarını ağaçtan dökmeden önce toplamaya çalışıyor. Bu durum, bölgedeki fıstıkçiliğin ekonomik değerinin ne denli yüksek olduğunu ve üreticilerin güvenlik süreçlerine ne kadar yüklendiklerini bir kez daha gözler önüne seriyor.

Gece gündüz nöbet tuttular. Hırsızlar çalmasın diye erkenden hasat ettiler - Görsel 1
Gece gündüz nöbet tuttular. Hırsızlar çalmasın diye erkenden hasat ettiler - Haber Görseli 1

45 Yıllık Deneyim: “Normalde 15 Gün Daha Beklememiz Gerekirdi”

Yirmi yılı aşkın bir süredir fıstık yetiştiriciliği yapan ve bu alandaki tecrübesini dedesinden devralan Hayrettin Dağtekin, bu yılın hasadının seyri hakkında kritik gözlemler paylaştı. Dağtekin, fıstıkların henüz tam olgunlaşmadığını, normal şartlarda hasadın en az 10-15 gün daha sonrasında başlaması gerektiğini vurgularken, bu erken kararın tek sebebinin çevredeki hırsızlık olayları olduğunu netleştirdi. “Fıstıklarımızı hem gece hem gündüz nöbet tutarak bugüne kadar getirdik. Ama biraz hırsızlık bakımından erken hasat yaptık” diyen Dağtekin, üreticilerin ürünlerini korumak için ne denli yoğun bir çaba sarf ettiğini ve bu sürecin onları ne kadar yorduğunu anlattı. Bu ifade, tarım üretiminde doğal süreçlerin, güvenlik sorunları nedeniyle nasıl müdahale edilebildiğini somut bir örnekle kanıtlıyor.

Gece gündüz nöbet tuttular. Hırsızlar çalmasın diye erkenden hasat ettiler - Görsel 2
Gece gündüz nöbet tuttular. Hırsızlar çalmasın diye erkenden hasat ettiler - Haber Görseli 2

Dolu Hasadı Vurdu: Verimde Yüzde 50-60’lık Kayıp

Güvenlik sorunlarının ötesinde, bu yıl üreticileri zorlayan bir diğer büyük faktör de hava koşulları oldu. Dağtekin, önceki yıllara kıyasla bu sezon bahçelerdeki verimin belirgin ölçüde düştüğünü kaydetti. Bu düşüşün başlıca nedeninin, fıstık çiçeklenme ve büyüme dönemlerinde etkili olan yoğun dolu yağışları olduğunu belirtti. Dolunun ürünün önemli bir kısmına zarar verdiğini ifade eden üretici, “En azından yüzde 50-60 zarar gördüler” diyerek kayıp oranının ne denli ciddi olduğunu ortaya koydu. Doğaüstü bir olay olarak değerlendirilebilecek bu dolun etkisiyle, ağaç başına düşen ürün miktarı ciddi oranda azalmış durumda.

Gece gündüz nöbet tuttular. Hırsızlar çalmasın diye erkenden hasat ettiler - Görsel 3
Gece gündüz nöbet tuttular. Hırsızlar çalmasın diye erkenden hasat ettiler - Haber Görseli 3

Kalan Ürün Kalitesi Artışı Sağladı: “Daha İri ve Güzel Fıstıklar”

Ancak tablo yalnızca olumsuzluklardan ibaret değil. Dağtekin, dolu nedeniyle hasar gören ürünün ayrıldığı geride kalan fıstıkların kalitesinin arttığını, meyvelerin daha iri ve olgun bir yapıya kavuştuğunu aktardı. “Ağacın gücüne göre fıstıklar biraz daha olgun olmuşlar” diyen üretici, ağacın azalan meyve sayısına odaklanarak kalan meyvelere daha fazla besin maddeyi yönlendirdiğini, bu durumun kaliteyi olumlu yönde etkilediğini ifade etti. Bu doğal dengeleme mekanizması, verimdeki kayıp karşılığında en azından pazardaki değerini koruyabilecek nitelikli bir ürün elde edilmesine imkan tanıyor.

Kuşaklar Arası Miras: “Sıra Artık Torunlarda”

Hasat süreci, Siirt’teki fıstıkçiliğin sadece bir ekonomik aktivite olmadığını, aynı zamanda bir aile ve kuşaklar arası miras aktarımı olduğunu da kanıtlıyor. Dağtekin, yıllar boyunca çocuklarıyla birlikte bahçelerde çalıştıklarını, bu emeğin şimdi torunlarına devredildiğini duygu yüklü bir dille anlattı. “Bu fıstıkları da şimdiye kadar çocuklarla beraber gelip yapıyorduk. Şimdi artık sıra torunlara kaldı. Torunlarla beraber gelip fıstıklarımızı alıyoruz” sözleriyle özetlediği bu süreç, tarımsal üretimin kültürel kimlik ve aile bağlarıyla ne denli iç içe geçtiğini gösteriyor. Hırsızlık riski ve iklim şartları gibi zorluklara rağmen, bu mirası yaşatma azmi üreticileri ayakta tutuyor.


Kaynak: Sözcü - Gündem
Orijinal Haber: Orijinal haberi görüntüle