İmamoğlu, “Görevi Kötüye Kullanma” Davasının İlk Duruşmasında Savunmasını Yaptı: “Ben Siyasi Tutukluyum, Tutsakım”
Tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü Belediye Başkanlığı dönemine ait “görevi kötüye kullanma” suçlamasıyla ilgili açılan davanın ilk duruşmasında hakim karşısına çıktı. Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianame kapsamında İmamoğlu dahil sanıklar hakkında 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası talep edildiği belirtilirken, İmamoğlu savunmasında süreci “siyasi bir yargı saldırısının parçası” olarak tanımladı. Mahkemede yapılan açıklamalarda, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “siyasi tutuklu” tanımını reddettiği önceki değerlendirmelere yönelik sert bir yanıt da yer aldı.

İddianame Detayları ve “Makam Aracı” İddiaları
Dava, İmamoğlu’nun Beylikdüzü Belediye Başkanı olduğu dönemde, kendi şirketine ait bir aracın makam aracı olarak kullanıldığı ve bu aracın bakım, yakıt ve lastik gibi giderlerinin belediye bütçesinden karşılandığı iddiası üzerine kuruluyor. Savunma yaparken İmamoğlu, belediyenin sunduğu makam araçlarının fiyatlarını incelediğini, daha uygun bir alternatif olarak kendi aracını bedelsiz olarak belediyenin kullanımına tahsis ettiğini kayda geçirdi. Bu süreçte taraflar arasında bir protokol imzalandığı, ancak araca ait yakıt giderinin iki kez, lastik giderinin bir kez belediye hesabından ödendiği ve bu tespitlerin ardından şirketi tarafından 2025 yılında faiziyle birlikte 400 bin lirayı aşan tutarın belediyeye ödenildiği ifade edildi. İmamoğlu, yargılanmanın nedeninin yaklaşık 20 bin lira civarında bir yakıt gideri olduğunu vurgularken, göreve geldiğinde 15 makam aracı bulunduğunu, bunları Saraçhane’de sınırlandırıp diğer araçları ihtiyaç duyulan birimlere yönlendirdiğini aktardı.

Geçmiş Yönetimlerle Kıyaslama ve “Siyasi Dava” İddiası
İmamoğlu, savunmasının bir diğer boyutunda da geçmiş yönetimlerle yapılan kıyaslamaları gündeme getirdi. 2019 yerel seçimlerinde rakibi olan Binali Yıldırım’ın İBB tarafından 42 araç tahsis edildiğini, 2019 öncesinde ise Cumhurbaşkanlığı makamı, koruma ekipleri ve yakın aile fertleri için İBB kaynaklarından çok sayıda araç tahsis edildiğinin belgelendiğini savundu. Bu tahsisatlar konusunda herhangi bir soruşturma veya kovuşturma açılmadığına dair kararlar çıktığını belirten İmamoğlu, “Makam milletin verdiği geçici görevdir, seçimle gelen seçimle gider” diyerek makam anlayışına dikkat çekti. Yalakları, el öptürenleri ve makamdan beklenti içinde olanları kınadığını, “Kula kulluk etmenin inancımıza aykırı olduğunu bilen bir kulum” ifadeleriyle hizmet anlayışını özetledi. Ayrıca son 6 ayda katıldığı 100’üncü duruşma olduğunu hatırlatan İmamoğlu, yargıya güvenin düşmesinden rahatsızlık duyduğunu, bundan rahatsız olmayanların vatanseverliğini sorguladığı yönünde sert bir dil kullandı.
Kılıçdaroğlu Tartışması: “Özgürlüğü Saraya Yakınlıkla Ölçen Zihniyet”
Duruşmanın en dikkat çeken noktalarından biri, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun 8 Eylül’de Euronews Türkçe’ye verdiği röportajdaki değerlendirmelere verilen yanıt oldu. Kılıçdaroğlu, röportajda İmamoğlu’nun “siyasi tutuklu” olarak görülmesine katılmadığını, “Siyasi tutuklu değil, siyasi görüşü dolayısıyla içeri alınmış bir insan değil” ifadelerini kullanmış, cumhurbaşkanı adaylığı ile davaların birbirinden ayrı değerlendirilmesi gerektiğini, herkesin yargı süreçlerinde hesap vermesi gerektiğini vurgulamıştı. Bu açıklamalar üzerine 11 Eylül duruşmasında söz alan İmamoğlu, Kılıçdaroğlu’ya doğrudan hitap ederek “Ben siyasi tutukluyum, tutsağım” diyerek pozisyonunu netleştirdi. İmamoğlu, “Beni siyasi tutsak olarak görmüyormuş ama bunu söyleyen zihniyet, özgürlüğü ancak saraya yakınlıkla ölçen zihniyettir. Hatta, kendini oraya tebaa olarak gören zihniyetin tezahürüdür” ifadeleriyle partisi içindeki bu ayrışmayı ve siyasi duruş farkını masaya yatırdı.
Siyasi Tutuklular İçin Serbest Bırakılma Çağrısı
İmamoğlu, savunmasının son kısmında süreci sadece kendi dava sürecine indirgemeyi reddederek, toplumsal bir çerçeve çizdi. Yargılamanın parçası olduğu iddia edilen “siyasi yargı saldırısı” bağlamında, tüm siyasi tutukluların serbest bırakılması çağrısında bulundu. “Cumhurbaşkanlığı adaylığı ayrıdır, bu davalar ayrıdır” şeklindeki Kılıçdaroğlu’nun ayırımı karşısında, İmamoğlu duruşma salonunda hem kendi yargılanma sürecinin politik doğasını vurguladı hem de partisi içindeki otorite anlayışına karşı “saray” metaforu üzerinden sert bir eleştiri dili kullandı. Davanın bir sonraki aşamasında neler olacağı merak konusu olsa da, bu ilk duruşma hem hukuki hem de siyasi planda derin izler bırakan bir gelişme olarak kaydedildi.
Kaynak: Sözcü - Sözcü
Orijinal Haber: Orijinal haberi görüntüle
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!