Köstebeklerin Açtığı Yuvalar Orta Çağ Bir Çiftlik Kapısını Gün Yüzüne Çıkardı
BELÇİKA – Bilim insanları, doğanın en ustalaşık kazıcılarından biri olan köstebeklerin yer altından yüzeye taşıdığı topraklardaki izleri takip ederek, 13. ve 14. yüzyıllara dayanan büyük bir çiftlik yerleşiminin giriş kapısının kalıntılarını keşfetmeyi başardı. Gent Üniversitesi öncülüğünde yapılan araştırma, hayvanların doğal kazı faaliyetlerinin arkeolojik prospeksiyonda nasıl bir "radar" görevi görebileceğini bir kez daha kanıtladı.

Doğanın Kazı Ekibi: 814 Yuva, Binlerce Parça
Araştırma ekibi, bölgede tespit ettikleri toplam 814 köstebek yuvasını sistematik bir şekilde kayıt altına alarak başlattıkları çalışmada, hayvanların tünel açarken derinliklerden çıkardığı her bir toprak örneğini inceleyici bir titizlikle ele aldı. Bu yöntem, geleneksel kazı yöntemlerinin maliyetli ve zaman alıcı olmasında devreye giren, "biyoturbasyon" (canlıların toprağı karıştırma) olgusunu bilimsel bir avantaja dönüştürdü.

İnceleme sonuçları şaşırtıcıydı: Yuvaların 421'inde tarihi kalıntılara rastlandığı belirlendi. Toplamda 2 bin 810 adet parçalık buluntu toplandı. Bu envanterde seramik parçaların yanı sıra, tuğla, kiremit, demir çivi ve farklı yapı malzemeleri de yer alıyordu. Köstebeklerin yüzeye getirdiği bu "çöp" malzeme aslında, yer altındaki tarihin parçalanmış bir arşiviydi.
Haritalama ile Ortaya Çıkan Yapısal Yoğunluk

Toplanan buluntuların coğrafi bilgi sistemleri (CBS) yardımıyla arazideki dağılımı haritalandırıldığında, veriler rastgele bir dağılım sergilemiyordu; aksine yaklaşık 10 metreye 8 metrelik dar bir alanda belirgin bir yoğunlaşma ortaya çıktı. Bu yoğunluk, araştırmacılara yerin altında ciddi bir yapısal kalıntının yattığı yönünde güçlü bir ipucu verdi.
Bu bulgu üzerine odaklanan ekip, ilgili noktada manyetik ve jeofizik yöntemlerle yer altı taramaları gerçekleştirdi ve topraktan örnekler alarak analizlere gönderdi. Elde edilen jeofizik veriler, buranın tuğladan inşa edilmiş büyük bir giriş bölümü (portik/kapı kompleksi) olduğunu doğruladı.
1574 Haritasıyla Kanıtlanan "Kaybolan" Yerleşim
Arkeologlar, ortaya çıkan yapının 13. ve 14. yüzyıllarda faaliyet gösteren geniş kapsamlı bir çiftlik yerleşiminin ana giriş kapısı olduğunu tespit etti. Yapının mimari planı, girişin doğrudan karşısında eski bir köprünün kalıntı olabileceği izlerin ve ardında yerleşime hizmet eden bir yolun paralarının bulunduğunu gösteriyordu.
Yerleşimin tarihsel süreci ise 1574 tarihli bir tarihi harita sayesinde aydınlatıldı. Haritada çevreyi saran su hendeklerinin izleri net bir şekilde görülürken, söz konusu çiftlik yapısı ve giriş kapısı haritada yer almamaktaydı. Bu durum, araştırmacılar tarafından yapının haritanın çizilmesinden çok daha önce, muhtemelen 15. veya 16. yüzyılın başlarında terk edilip yerle bir edildiğini ve zamanla toprağın altına gömüldüğünü gösteren somut bir kanıt olarak değerlendirildi.
Kazısız Arkeolojinin Yeni Bir Modeli
Çalışmanın en dikkat çekici yönü, yapının tamamının henüz fiziken kazılarak gün ışığına çıkarılmamasıydra. Bilim insanları, köstebeklerin yüzyıllardır sürdürdüğü doğal kazı faaliyetleri sonucunda yüzeye getirdikleri mikro buluntuların (mikro artifaktlar) istatistiksel ve mekansal analizini yaparak, yapının konutunu, işlevini ve tarihini büyük oranda çözmeyi başardılar.
Bu yöntem, hassas arkeolojik alanlarda yıkıcı müdahaleyi minimize eden, maliyetleri düşüren ve geniş alanları hızlıca taramayı sağlayan "kazısız arkeoloji" (non-invasive archaeology) yaklaşımlarına yenilerini katıyor. Gent Üniversitesi bilim insanları, bu başarının, doğayla işbirliği içinde geçmişi okumanın ne kadar verimli olabileceğinin bir göstergesi olduğunu vurguladı.
Kaynak: Sözcü - Dünya
Orijinal Haber: Orijinal haberi görüntüle
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!