TMSF’nin Farklı Uygulamaları Piysa Çevrelerinde Şaşkınlık Yarattı
Türkiye sermaye piyasaları tarihinin en büyük fon vurgunu olarak nitelendirilen ve milyarlarca liralık bir hacmi, yüz binlerce yatırmıcıyı doğrudan ilgilendiren soruşturma sürecinde, denetim mekanizmasının vazgeçilmez aracı haline gelen kayyum (TMSF) uygulaması gündeme gelmedi. Kayyum atamalarının hızla yaygınlaştığı son yıllardaki ortamda, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun (TMSF) bu kritik sürecin tam ortasında devreye girmemesi, piyasa çevrelerinde derin bir şaşkınlık ve sorgulama yaratıyor. Konuyla ilgili gelişmeler, yargı ve denetim organları arasındaki tutarsızlığın, sistemik risk algısı üzerinde nasıl etki yarattığını bir kez daha gözler önüne seriyor.

Geçmişteki Hızlı Müdahale ile Şimdiki Pasiflik Arasındaki Çelişki
Dikkat çeken en belirgin nokta, hemen yakın bir geçmişte yaşanan somut bir sürecin, bugünkü tavrıyı ne kadar çarpıtıcı bir şekilde aydınlatıyor olması. Kasım 2025’te yürütülen bir soruşturma kapsamında Hat Holding, Investco Holding ve gruba bağlı 20 şirkete TMSF kayyum olarak atanmıştı. Bu kararı veren otorite, şirketlerin varlıklarının korunması ve delillerin teminatı altına alınması gerekliliğini ön planda tutmuştu. Ancak İstanbul 3. Asliye Ceza Mahkemesi, Temmuz 2026’da aldığı kararla bu kayyum uygulamasını kaldırarak yönetimlerin eline tekrar geçmesine yol açmıştı. Bu geri dönüş, bugünkü binlerce yatırımcının ve milyarlarca liranın işlediği soruşturma için bir "presedan" teşkil ederken, otoritelerin aynı mekanizmayı ikinci kez işletmemesi çelişkiyi derinleştiriyor.

Mevcut Yönetimlerin Görevde Kalması "Risk" Olarak Değerlendiriliyor
Şu an soruşturmanın odağında bulunan dört büyük grubun (Tera Grubu, Pusula Holding, Hedef Holding, Destek Holding) banka ve portföy yönetim şirketlerindeki mevcut yöneticiler, soruşturma sürerken görevlerine devam ediyor. Bu yapı; 3 yatırım bankası, 1 katılım bankası, 2 tasarruf finans şirketi ile yatırım ve faktoring şirketleri kapsamında geniş bir finansal ekosistemi kapsıyor. Tera Grubu’nda Tera Bank, Pusula Holding’de İktisat Katılım Bankası, Katılımevim ve Birevim, Hedef Holding’de Hedef Yatırım Bankası ve Destek Holding’de Destek Yatırım Bankası gibi kurumların yönetimlerinde herhangi bir değişiklik yapılmaması, delillerin karartılması, varlık transferleri veya yanlış işlemler yapılması ihtimali karşısında ciddi bir güvenlik boşluğu olarak görülüyor.
MASAK’tan Uyarı: "Geriye Dönük İnceleme ve Kamu Yönetimi Gerekli"
Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) eski Başkan Yardımcısı Dr. Ramazan Başak, mevcut tablonun soruşturma açısından yarattığı riskleri vurgularken, çözüm odaklı somut önerilerde bulundu. Başak, yalnızca mevcut yöneticilerin değil, son 2-3 yılda bu şirketlerde yönetici veya ortak olarak görev yapan kişilerin de geriye dönük olarak incellenmesinin zorunluluğuna dikkat çekti. Uzman, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ve TMSF’nin belirleyici rolünde olduğu, çok taraflı bir yönetim modelinin oluşturulmasını önerirken; bu yapıların gerektiğinde kamu yönetimine devredilmesi seçeneğinin de masaya yatırılması gerektiğini savundu. Bu yaklaşım, soruşturmanın kapsamı ve etkilenen yatırımcı sayısı göz önüne alındığında, "bekle ve gör" stratejisinin maliyetlerinin ne denli yüksek olabileceğini işaret ediyor.
Sistemik Güven İçin Tutarlı Bir Denetim Politikasının Gerekliği
Özetle; aynı hukuki araç setine sahip olan denetim otoritelerinin, benzer nitelikteki iki farklı sürecde sergilediği tamamen zıt tavırler, piyasa aktörlerinde "seçici uygulama" kuşkusu uyandırıyor. Hat Holding örneğinde hızla devreye giren ve sonra yargı tarafından kaldırılan kayyum mekanizmasının, çok daha geniş bir kitleyi ve hacmi etkileyen bu yeni süreçte hatta gündeme bile getirilmemesi, denetim politikalarının öngörülebilirliğini zedeleyici bir durum oluşturuyor. Yüz binlerce vatandaşın birikimleri ve finansal sistemin istikrarı çerçevesinde; BDDK, SPK ve TMSF’nin ortak iradesiyle, delil temini ve varlık koruma alt hedefleriyle yönetilecek bir geçiş sürecinin başlatılması, artık bir tercih değil, bir zorunluluk haline gelmiş durumda.
Kaynak: Sözcü - Sözcü
Orijinal Haber: Orijinal haberi görüntüle
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!