Tarihi Ezberleri Yıkan 244 Torba Hazine: Staffordshire Definesi ve Anglo-Sakson Ustasının Sırları
İNGİLTERE (Sözcü) – 2009 yılında İngiltere’nin Staffordshire bölgesinde, sıradan bir tarım arazisinde yüzeye çıkarılan ve "Staffordshire Definesi" olarak tarihe geçen paha biçilemez hazine, arkeoloji dünyasının Anglo-Sakson dönemi hakkındaki uzun yıllardır süren ezberlerini kökten sarsdı. Toplam değeri 3,285 milyon sterlini (yaklaşık 4,3 milyon dolar) bulan bu devasa define, miktar, ağırlık ve işçilik kalitesi açısından tarihin en büyük metal işçiliği keşiflerinden biri olarak literatüre kaydoldu. Keşif, sadece bir hazine avı sonucu değil; dönemin siyasi yapısı, dini geçiş süreçleri ve metalurjik bilgi birikimi üzerine ışık tutan bir bilimsel milat olarak değerlendiriliyor.

Amatör Bir Aramacının Tarihi Dokunuşu
Olayın kahramanı, Temmuz 2009’da Güney Staffordshire’da metal detektörüyle amatör seviyesinde arama yapan Terry Herbert oldu. Herbert, çiftlik sahibi Fred Johnson’ın tarlasında rutin bir tarama sırasında cihazının güçlü sinyaller verdiğini fark etti. Toprağın altından üst üste çıkan altın ve gümüş parçaların tarihi değerini anlayan Herbert, bulguları yerinde bırakarak durumu derhal ilgili yetkililere bildirdi. Bu sorumluluk bilinci, definenin bilimsel kazı standartlarına uygun bir şekilde çıkarılmasını ve parça bütünlüğünün korunmasını sağladı. Sadece birkaç gün süren acil kazı çalışmaları sonucunda bölgeden tam 244 torba dolusu tarihi eser yüzeye taşındı. Bu hızlı müdahale, tanımların hırsızlık veya tahrip riskiyle karşılaşmamasını sağlayan kritik bir karar olarak kaydedildi.

Sutton Hoo’yu Geride Bırakan Ağırlık ve Değer
Hazine Değerleme Komitesi, British Museum’da gerçekleştirdiği resmi toplantıda definenin toplam bedelini 3,285 milyon sterlin olarak tayin etti. Yasal prosedürler gereği bu devasa tutar, hazineyi bulan Terry Herbert ile arazinin sahibi Fred Johnson arasında eşit oranda, yani yarı yarıya bölüştürüldü. Her iki isim de tek bir hamlede yaklaşık 1,64 milyon sterlinlik bir servetin sahibi oldu. Define, miktar ve ağırlık bakımından İngiltere tarihinin bilinen en görkemli arkeolojik buluntusu olan Sutton Hoo mezarını geride bıraktı. Define yaklaşık 5 kilogram altın ve 1,3 kilogram gümüş içeriyor. Bu rakam, Sutton Hoo’da bulunan değerli metallerin (1,66 kilogram) neredeyse dört katına tekabül ediyor. Müze envanterine giren nesneler ise toplamda 3.900’ü aşkın parçadan oluşuyor.

Savaşçı Kültürü ve Nadir Hristiyanlık İzleri
Eserlerin büyük çoğunluğu, kılıç kabzası ve aksamlarından meydana geliyor. Bu yoğunluk, definenin askerî bir karakter taşıdığını ve Anglo-Sakson savaşçı elitlerinin sembollerini yansıttığını gösteriyor. Savaşçı temasının hakim olduğu envanterin içinde, en az bir miğfere ait parçaların yanı sıra nadir Hristiyanlık sembolleri de yer alıyor. Bu detay, MS 7. yüzyıla tarihlenen dönemde İngiltere’de Hristiyanlığın yaygınlaşma sürecinin, geleneksel savaşçı kültürüyle nasıl iç içe gittiğine dair somut bir kanıt sunuyor. Parçaların kasıtlı olarak kıyılarak veya sökülerek biriktirildiği izlenimi, tanımların bir "kazanınma" veya "taahhüt" ritüeli sonucu toprağa gizlendiği hipotezini güçlendiriyor.
Altın Saflığına Karşı Ustalık: İleri Düzey Metalurji
Eserler üzerinde yapılan kapsamlı bilimsel araştırmalar ve *Journal of Archaeological Science• dergisinde yayımlanan analizler, Anglo-Sakson dönemindeki metal işçiliğine dair çarpıcı detayları ortaya koydu. Çalışmalara göre, alaşımdaki altının saflık derecesi ile eserlerin yaşı arasında doğrudan bir bağ bulunmuyor. Bu durum, Anglo-Sakson ustalarının ham maddeyi doğal saflığına güvenmek yerine, altının yüzeyindeki gümüş ve bakır gibi katkı maddelerini temizlemek için ileri düzey yüzey işleme tekniklerini (depletion gilding gibi yöntemler) bildiğini ve sistematik olarak uyguladığını kanıtlıyor. Akademisyenler ve uzmanlar, parçalardaki bu üstün işçilik kalitesinin ve malzeme bilgisinin, doğrudan bir kraliyet mülkiyetine veya dönemin en üst düzey elitlerine ait bir atölye çıktısı olduğunu belirtiyor. Staffordshire Definesi, bu nedenle sadece bir altın yığını değil, erken orta çağ Avrupa’sının teknolojik ve estetik zirvesini belgeleyen bir "zaman kapsülü" olarak arkeolojiye kazınıyor.
Kaynak: Sözcü - Haberler
Orijinal Haber: Orijinal haberi görüntüle
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!