Kışın Kapısında Ödemiş’te Salatalık Yarışı: Maliyetler Yükselirken Fiyatlar Geriledi
İzmir’in Ödemiş ilçesine bağlı Balabanlı Mahallesi’nde, güz mevsiminin getirdiği serin havaların ardında çiftçiler yılın son ve en zorlu hasat meşalesini sürdürüyor. Güneş doğmadan tarlalara inen üreticiler, kışın kapıyı çalarak gelmeden önce toprağın son verimini almak için saatte saatte yarışıyor. Yazın ardından ekim yapılan güz dönemi salatalık hasadı, hem tarladaki amansız çalışma koşullarıyla hem de piyasadaki fiyat kademeleriyle dikkat çekiyor. Yüksek girdi maliyetlerine ve düşen ürün fiyatlarına rağmen toprağından vazgeçmeyen çiftçiler, boy boy ayırdıkları ürünleri sofralara ulaştırmak için zamana karşı koşuyor.

Tarlada Sınıflandırma, Piyasada Farklar
Hasat edilen salatalıklar tarlada anında kalite kriterlerine göre sınıflara ayrılarak satışa hazır hale getiriliyor. Üretici Murat Softa, piyasadaki son durumu özetlerken fiyatların ilk ekim dönemine göre belirgin şekilde gerilediğine dikkat çekti. Softa, “Salatalıkları 1, 2 ve 3 numara olarak ayırıyoruz. Birinci numara 40 lira, ikinci numara 20 lira, üçüncü numara ise 5 lira. İlk ekimde fiyatlar daha yüksekti. Güz döneminde fiyatlar geriye geldi” ifadelerini kullandı. Bu fiyat yapısı, üreticinin eline geçen gelir ile tüketicinin ödediği fiyat arasındaki kademeli dağılımın da bir göstergesi oluyor.

Mazot, Gübre ve İşçilik: Bel Büken Maliyetler
Üretimin sürdürülebilirliğini tehdit eden en büyük unsurun girdi maliyetleri olduğu vurgulandı. Emektar çiftçi Softa, mazot, gübre ve ilaç fiyatlarının yanı sıra işçilik maliyetlerinin de zorlayıcı seviyelerde olduğunu belirterek, “Eskisi gibi verim de alamıyoruz. Şu anda yaptığımız işten büyük bir kazanç elde etmekten çok, üretimi devam ettirmeye çalışıyoruz” dedi. Bu tablo, çiftçinin kâr maksimerizasyonu yerine üretim sürecini canlı tutma mücadelesi verdiğini ortaya koyuyor. Ürünlerin dağıtım ağından bahseden Softa, hasadın yarısının pazara, kalan yarısının ise halciler ve fabrikalar aracılığıyla kademe kademe tüketiciye ulaştığını açıkladı.
“Ürün Namustur, Bozup Atmayız” Diyen Eller
Zorlu ekonomik koşullar ve yorucu fiziki çalışma şartlarına rağmen çiftçilerin toprağına bağlılığı sarsılmıyor. Tarladaki çalışma rutinini anlatan Yasemin Softa, günün başlangıcının saat 06:30’da olduğunu, aydınlanma ile birlikte başlayıp öğleden sonra 14:30’a kadar süren ve sürekli eğilme gerektiren çok zor bir işçilik süreci olduğunu aktardı. Bu meşakkatin karşılığını ürünün lezzetinde bulan Softa, “Ağustos ayında ekiyoruz. Eylül ayının başlarında, yaklaşık bir hafta sonra toplamaya başlıyoruz. Eylülden sonra kasıma kadar hasat devam ediyor. Özellikle ekim ayının başlarında üretim daha yoğun oluyor” diyerek üretim takvimini paylaştı. “Ürünü namus olarak görüyoruz, bozup atmak bize yakışmıyor. Çiftçi olarak mahsulümüzü değerlendirmeye önem veriyoruz” sözleriyle ifade edilen bu tutum, tarımın sadece bir ekonomik faaliyet olmanın ötesinde bir sorumluluk ve onur kaynağı olduğunu kanıtlıyor.
Zorlukların Ortasında Üretim Devam Ediyor
Özetle; Ödemiş’in Balabanlı Mahallesi’nde yaşanan bu süreç, Türk tarımcısının maliyet baskıları, fiyat istikrarsızlığı ve zorlu çalışma koşulları gibi üçlü bir sıkışma içinde nasıl ayakta kaldığını gözler önüne seriyor. Ektikten yaklaşık bir hafta sonra başlayan ve Kasım’a kadar uzanan hasat süresi, çiftçilerin “namus” olarak tanımladıkları ürünü koruma gayretinin de tanığı oluyor. Piyasa dengeleri üreticinin lehine olmasa da, topraktan vazgeçmeyen bu ellerin çabasıyle güz salatalığı yine sofralara ulaşmaya devam ediyor. Bu direniş, sadece bir sezonsal hasat değil, tarımın geleceği için verilen bir sınavın da işareti niteliğinde.
Kaynak: Sözcü - Sözcü
Orijinal Haber: Orijinal haberi görüntüle
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!