Kara Harp Okulu Mezuniyet Töreni Sonrası Açılan Davada Teğmenler İfade Verdi: “İhraç Edenlerin Terfileri, Karşı Oy Kullananların Pasifliği Soruşturulmalı”
ANKARA — Kara Harp Okulu’nun 2024 yılı mezuniyet töreninde Subay Andı’nı okuyup “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” nidaları atarak tören alanından ihraç edilen beş teğmen, dün Ankara Adliyesi’nde yine mahkeme karşısında yer aldı. Teğmenler Ebru Eroğlu, İzzet Talip Akarsu, Batuhan Gazi Kılıç, Serhat Gündar ve Deniz Demirtaş; onları ihraç kararı alan Yüksek Disiplin Kurulu (YDK) üyelerinin “hakaret ve iftira” suç duyurusu üzerine ifadelerini verdi. Sanık koltuklarında yer alan genç subaylar, savunmalarında ihraç kararının arka planında kurula yöneltilen baskı iddialarının ve bu süreçteki personel hareketlerinin yer aldığına dikkat çekti.

YDK Üyelerinin Kariyer Hareketleri Gündeme Geldi
Teğmenler, savcılık ve mahkeme önünde verdikleri ifadelerde, aleyhlerine oy kullanan beş YDK üyesinin karar sonrası yaşadığı kariyer mobilitesini ve lehlerine oy kullanan üyelerin duruşunu çerçeveledi. Savunma çerçevesinde; ihrac kararı için oy veren üyelerin bu süreçte terfi kazandığını, daha üst düzey ve öncelikli görevlere tayin edildiğini, aksine ihraç karşıtı oy kullanan üyelerin ise pasif görevlere yönlendirildiğini hatta emekliye ayrıldığını belirttiler. Teğmenler, bu bilgilerin kendi tahminleri değil, açık kaynaklardan edinilen somut verilerden oluştuğunu vurgulayarak, bu durumun kurula baskı yapıldığı iddiasını güçlendirdiğini savundu.

“Baskı İddiaları Kitap ve Başvurularla Belgelenmişti”
Duruşma sırasında teğmenler, olayların sadece bu dava sürecine dayanmadığını, daha önceden de gündeme getirildiğini hatırlattı. Gazeteci Ersin Eroğlu’nun “Teğmenler – Yeni TSK’nın Şifreleri” adlı kitabında, YDK üyelerinin oylarının baskıyla değiştirildiği yönündeki iddiaların yer aldığını aktardılar. Ayrıca teğmenlerin avukatları, bu iddiaların aydınlatılması amacıyla Eylül 2025 itibarıyla dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve diğer ilgili isimler hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduklarını bildirdi. Ancak Başsavcılık, iddiaların temeline basın haberleri ve belirtilen kitap dayandığını, somut delil bulunmadığını gerekçe göstererek başvuruyu işleme koymamıştı.
Tümgeneral A.İ. İddiaları ve “Husumet Yok” Savunması
Teğmenler, ifadelerinde gündeme gelen bir diğer baskı iddiasına da değindi. Bir Tümgeneral’in (kaynakta A.İ. baş harfleriyle anılıyor) bir subayın sicil notu ile ilgili baskı yapıldığı yönündeki iddiaların da bu sürecin parçası olduğunu kaydettiler. Savunma stratejisi çerçevesinde teğmenler, Kara Kuvvetleri Komutanı ile YDK üyelerini tanımadıklarını, bu isimlerle aralarında herhangi bir kişisel husumet, öç veya alaka bulunmadığını net bir dille ifade ettiler. Bu durum, hareketlerinin bireysel bir öfke veya hedefli bir kışkırtma değil, kurumsal bir çerçeve içindeki bir tepki olduğunu kanıtlamak adına öne sürüldü.
Süreçteki Yargı Karşılıklı Dosya Açılmasına Neden Oldu
Olay, 2024 mezuniyet törenindeki eylemle başlayan ve ihraç kararıyla devam eden sürecin, artık yargı alanında çift taraflı bir dava trafiğine dönüştüğünü gösteriyor. Bir yanda teğmenleri ihraç eden YDK üyeleri “hakaret ve iftira” suçlamasıyla adli yola başvurmuşken, diğer yanda teğmenler ve avukatları YDK karar sürecinin meşruiyeti, kurula uygulanan muhtemel baskılar ve sonrası yaşanan personel rotasyonu üzerine ciddi soru işaretleri çizdiriyor. Savunma, ihraç kararı verenlerin ödüllendirildiğini, karşı çıkanların ise cezalandırıldığını öne sürerek davanın sadece bir disiplin ihlali değil, kurumsal denetim ve şeffaflık meselesi olduğunu vurguluyor. Mahkeme, karşılıklı iddiaların delillendirilmesi sürecini takip ederken, kamuoyu da bu gelişmeleri yakından izlemeye devam ediyor.
Kaynak: Sözcü - Sözcü
Orijinal Haber: Orijinal haberi görüntüle
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!