Anayasa Mahkemesi (AYM), boşanma hukukunda uzun yıllar tartışmalara konu olan "süresiz yoksulluk nafakası" düzenlemesine歴史的 bir durdurma getirdi. Mahkeme, 4 Haziran 2024'te oybirliğiyle iptaline karar verdiği Türk Medeni Kanunu (TMK) Madde 175'in "süresiz nafaka" hükmünün gerekçesini 30 Eylül 2024 tarihinde Resmi Gazete'de yayımladı.

İptal sürecini başlatan Antalya 12. Aile Mahkemesi'nin bireysel başvurusu üzerine toplanan AYM, 관련 maddenin Anayasa'nın 2. (hukuk devleti, toplumun yararına), 7. (bilimsel, sanatsal özgürlük) ve 17. (kişi özgürlüğü ve güvenliği) maddeleriyle çeliştiğine hükmetti. Mahkeme, mevcut düzenlemenin nafaka yükümlülüğünü belirsiz bir sürece uzatarak borçlunun kişisel ve ekonomik özgürlüğünü kısıtladığını, bu durumun orantısızlık oluşturduğunu kaydetti.

Kararın en dikkat çeken yönü, iptalin hemen devreye girmesi yerine Resmi Gazete'de yayımlanmasından itibaren dokuz ay sonraya bırakılmasıdır. Bu erteleme süresi içinde Meclis'in yeni bir düzenleme yapması bekleniyor. Yeni kanun hazirlanana kadar mahkemeler, mevcut maddeyi uygulayarak nafaka kararı vermeye devam edebilecek.

Mevcut sistem nasıl işliyordu? 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesi uyarınca, boşanma sonucu yoksulluğa düşecek ve kusuru daha hafif olan taraf, diğer taraftan mali gücü oranında süresiz nafaka talep edebiliyordu. Kanunda nafaka için sabit bir süre, yüzde veya tarife öngörülmemişti; mahkemeler tarafların gelirleri, yaşam standardı, çocuk sayısı ve çalışma kapasitesi gibi kriterlere göre takdir yetkisi kullanıyordu.

Uygulamadaki sorunlar Bu esnek yapı, uygulamada büyük farklılıklara yol açmıştı. Bazı mahkemeler gelir oranlarını referans alıyor, bazıları minimum ücret veya açlık sınırı üzerinden hesaplıyordu. BBC Türkçe'nin başvurduğu avukatlar, belirlenen nafaka miktarlarının genellikle açlık sınırının altındaki cüzi tutarlarda kaldığını, bu durumun alacaklının hayati ihtiyaçlarını karşılamadığını vurgulamıştı. Ocak 2022'de dönemin Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay da yargı reformu toplantısında nafakaların yüzde 66'sının ödenmediğini kaydetmişti. Ödenmemesi halinde icra takibi, haciz ve hatta "nafaka yükümlülüğünü ihlal" suçundan hapis cezası gündeme gelebiliyordu.

Hukukçular, her boşanma davasının kendine has dinamikleri olduğunu, yeni düzenlemenin bu dengeyi nasıl kuracağının kritikal olduğunu hatırlatıyor.


Kaynak: BBC Türkçe - Haberler
Orijinal Haber: Orijinal haberi görüntüle