Endonezya'nın doğu Java eyaletinde faaliyet gösteren Şiddikiyye tarikatına bağlı bir İslami yatılı okulda (pesantren) yaşanan cinsel istismar skandalı, BBC'nin araştırmacı gazetecilik birimi BBC Eye tarafından yapılan yeni bir soruşturma ile gündeme geri döndü. Nüfuzlu bir dini liderin oğlu olan ve okulda öğretmenlik yapan Moch Subchi Azal Tsani (bilinen adıyla Bechi), 2022'de bir kız öğrenciye cinsel saldırı suçundan yedi yıl hapis cezasına çarptırılmış, ancak cezasının yarısından azını çekmesinin ardından Ağustos 2025'te gizlice serbest bırakılmış.

Soruşturma, sanığın tahliyesinin "düzenlemelere uygun ceza indirimleri" gerekçesiyle gerçekleştirildiğini, ancak Cezaevleri Bakanlığı'nın cezanın neden bu ölçüde azaltıldığını açıklayamadığını kaydediyor. Bechi'nin tahliyesi, Mart 2027'de şartlı serbest kalma hakkı kazanacağı veya 2029'da ceza bitiminde çıkacağı önngörülerinin çok ötesinde gerçekleşti.

Kuşatma altındaki tutuklama ve mahkeme süreci

Olaylar 2022 yılında, Bechi'nin babası Kiai Muchtar Mu'thi tarafından işletilen okulda patlak verdi. Yaklaşık 1000 çevik kuvvet polisinin katıldığı ve destekçilerin polisi engellemeye çalıştığı 15 saatlik bir kuşatma sonucunda tutuklanan Bechi, yargılanma sürecinde savcıların talep ettiği 16 yılın (tecavüz için azami ceza) çok altında, yedi yıl hapis cezası aldı. Mahkeme, tecavüz suçlamasını reddedip "cinsel saldırı" suçunu teessüf edici bulmuştu.

Duruşma sırasında ifadesi alınınan ve kimliği gizli tutulan "Ira" (takma ad), BBC'ye konuştuğu ilk kişi oldu. Ira, 15 yaşından itibaren dört yıl boyunca Bechi tarafından tecavüze uğradığını, kaçış girişimlerinde özel güvenlik görevlileri tarafından kaçırıldığını ve işkence gördüğünü anlattı. "Bana köle gibi davranıldı. Esir tutuldum, tecavüze uğradım, dövüldüm. Bana söylediği şu sözü asla unutamam: 'Benim kölem olduğunun farkında değil misin?'" diyen Ira, olayları polise bildirdikten sonra ifadesini geri çekmesi için tehdit alındığını, hatta sanığın annesi Nyai Shofwatul Ummah tarafından "Hiçbir şey olmadı, sadece aile meselesi" denerek ikna edilmeye çalışıldığını belirtti.

Sistemin koruması ve yeni tanıklar

BBC'nin elindeki mahkeme kayıtları ve gizli kayıtlar, istismarın tek bir öğrenciyi kapsamadığını, en az 10 kız öğrencinin benzer iddialarda bulunduğunu gösteriyor. Okulun eski avukatı Nun Sayuti, iddiaları araştırınca "yanlış tarafı savunduğunu" anladığını, delil toplamaya başladığını ve Bechi'nin kendisiyle övünme kaydını ("Benim konumumda, istediğim herkese istediğim gibi davranabilirim") gizlice yaptığını açıkladı.

Kadınlara Yönelik Şiddetle Mücadele Komisyonu (Komnas Perempuan), bu davayı "buzdağının görünen kısmı" olarak tanımlarken, dini liderlerin sınırsız gücünün denetimi engellediğini, öğrencilerin istismarı bildiremediğini vurguladı.

Siyasi nüfuz ve mağdurlara bildirimsizlik

Bechi ailesi, bölgedeki siyasi nüfuzu ile tanınır. Eski Cumhurbaşkanı Joko Widodo ve mevcut Cumhurbaşkanı Prabowo Subianto seçim kampanyaları sırasında tarikat merkezini ziyaret etmiş, Emniyet Genel Müdürü de geçen yıl okulda bulunmuştu.

En çok tepki çeken nokta, Bechi'nin serbest bırakılması sürecinde mağdurların ve tanık koruma programındaki kişilerin haberdar edilmemesi oldu. Ira ve diğer bir mağdur, BBC'e "Hala hapiste olduğunu sanıyorduk, görüntüleri görünce şok oldum" dedi. Bakanlık, şartlı tahliye nedeniyle bilgilendirme zorunluluğu olmadığını 주장arken, Tanık ve Koruma Kurumu (LPSK) mağdurların yine de bilgilendirilmesi gerektiğini kaydetti.

Ira, Bechi'nin serbestliği karşısında "Sanki o kazandı, ben kaybettim gibi hissediyorum. Dünyanın bunu bilmesi çok önemli. Bu doğru, o özgür. Bu, tam anlamıyla hukukla alay etmek" diyerek adalet sistemine güvensizliğini dile getirdi.


Kaynak: BBC Türkçe - Haberler
Orijinal Haber: Orijinal haberi görüntüle