Guam’da İstilacı Yılanlarla Mücadele: Helikopterlerden Bırakılan ‘Zehirli Fareler’ Ekosistemi Kurtarmaya Çalışıyor

Guam – Pasifik Okyanusu’nun stratejik bir noktasında yer alan ve ABD’nin dışında kalan bir bölgesi olan Guam adası, II. Dünya Savaşı’nın ardından gemilerle yanlışlıkla getirilen kahverengi ağaç yılanları (*Boiga irregularis*) istilasıyla yüzleşiyor. Doğal bir avcısı bulunmayan ve ada ekosisteminin getirdiği bol av imkanları sayesinde kontrolsüz bir şekilde çoğalan bu istilacı tür, adanın yerli yaşamını –özellikle 22 yerli kuş türünden 13’ünü– yok olma noktasına taşımış durumda. Bu ekolojik felaketi durdurmak ve dengeyi yeniden sağlamak amacıyla, bilim insanları ve yetkililer son derece yenilikçi, hassas ve geniş ölçekli bir hava operasyonu başlattı: Helikopterlerden, parasetamol içerikli ölü yavru fareler bırakılarak yılanların hedef alınması.

Binlerce ölü fareyi helikopterlerle adaya bıraktılar - Görsel 1
Binlerce ölü fareyi helikopterlerle adaya bıraktılar - Haber Görseli 1

Hava İstihbaratı ve Hassas Teslimat Sistemi

Operasyonun kalbi, Guam’ın kuzeyindeki Andersen Hava Kuvvetleri Üssü’nden koordine edilen ve geniş ormanlık alanları hedef alan bir hava dağıtım sistemini oluşturuyor. Helikopterlere monte edilen özel otomatik atım sistemleri, saniyede dört yem bırakma kapasitesine sahip. Tek bir uçuşta yaklaşık 3 bin 600 adet yem taşınarak, 30 hektarlık bir alan 15 ile 30 dakika süren bir süre zarfında taranabiliyor. Bu yoğunluk, hektar başına yaklaşık 120 yem bırakım oranına tekabül ediyor. Sistemin en kritik mühendislik detayı ise yemlerin tasarımında gizli: İçine 80 miligramlık parasetamol tableti yerleştirilen ölü yavru fareler, havada açılan ve uzun bir şerit çıkaran, biyolojik olarak parçalanabilir özel kapsüllere konuluyor. Bu şeritler ağaç dallarına takılarak, yemlerin doğrudan yere düşmesi engelleniyor.

Binlerce ölü fareyi helikopterlerle adaya bıraktılar - Görsel 2
Binlerce ölü fareyi helikopterlerle adaya bıraktılar - Haber Görseli 2

Yılan Biyolojisine Göre Kurgulanmış Bir Tuzağın Mühendisliği

Bu karmaşık teslimat yönteminin arkasında, hedef türün davranışsal alışkanlıkları yatan derin bir bilimsel analiz var. Kahverengi ağaç yılanları geceleri aktif olup, avlanmak için sık sık ağaçlara çıkıyor. Yemlerin dallarda asılı bırakılması, hem yılanların bu avları kolayca tespit etmesini ve yakalamasını sağlıyor hem de yerde yaşayan diğer hayvan türlerinin (özellikle yerleşimci kuşlar ve küçük memeliler) bu zehirli yemlere erişim riskini minimize ediyor. Bu "ağaç seviyesinde teslimat" stratejisi, operasyonun seçici olmasını ve yan etken hasarı en aza indirmesini sağlayan en kritik faktör olarak değerlendiriliyor.

Binlerce ölü fareyi helikopterlerle adaya bıraktılar - Görsel 3
Binlerce ölü fareyi helikopterlerle adaya bıraktılar - Haber Görseli 3

Bilimsel Kanıtlanmış Etkililik: Radyo Vericileriyle İzlenen Sonuçlar

Yöntemin etkililiği "sanıldığı" değil, somut verilerle kanıtlanmak üzere test edildi. Andersen Hava Üssü’nde yapılan bir ön çalışmada, 30 yetişkin yılana radyo vericisi takılarak hareketleri 24 saatten uzun hareketsizlik dönemleri (ölüm göstergesi) tespit edilecek şekilde izlendi. Sonuçlar çarpıcı çıktı: Yemlerin havadan bırakıldığı dönemde takip edilen 30 yılandan 11’i hayatını kaybetti. Buna karşılık, yem bırakılmayan "kontrol döneminde" takip edilen yılanlarda herhangi bir ölüm gözlemlenmedi. Araştırma verileri ayrıca, yöntemin özellikle daha küçük yetişkin yılanlar üzerinde çok daha yüksek bir başarı oranı gösterdiğini, ancak vücut ağırlığı 200 gramın üzerinde olan büyük bireylerde –özellikle erkek yılanlarda– standart 80 miligramlık dozu etkisinin azaldığını ortaya koydu.

Mekanizma: Oksijen Taşımayı Engelleyen Kimyasal Silah

Parasetamolün kahverengi ağaç yılanları üzerindeki ölümcül etkisi, bu türün biyokimyasal yapısındaki benzersiz bir hassasiyetten kaynaklanıyor. Madde, yılanların kandaki oksijen taşıma mekanizmasını hedef alıyor. Yapılan laboratuvar deneylerinde 80 miligramlık dozu, kan hücrelerindeki hemoglobin'in işlevsiz hale gelmesine (metahemoglobinemi) neden ederek, methemoglobin seviyelerini ciddi oranda artırıyor. Bu durum, kanın oksijen taşıma yeteneğini dramatik şekilde düşürerek, yılanda ağır oksijen yetersizliği ve nihayetinde solunum yetmezliğine bağlı ölümle sonuçlanıyor. Bu mekanizma, yearlanlara özgü bir "Ahil kesme" noktası oluştururken, diğer yaşlı gruplar için risk profili farklılaşabiliyor.

Büyük Yılan Sorunu ve Gelecekteki Strateji İhtiyacı

Operasyonun şu ana kadar elde edilen verilerle desteklenen başarısı, adanın ekosistemini bu istilacı türün baskısından kurtarma umutlarını canlandırmakla birlikte, bilim insanları ve yetkililer önemli bir kısıtlama daha işaret ediyor: "Büyük yılan sorunu". 200 gramın üzerindeki, özellikle büyük erkek bireyler, mevcut standart dozda yeterli etki alamayabiliyor. Bu durum, popülasyondaki en güçlü ve en çok üreme potansiyeline sahip bireylerin kontrol dışı kalabileceği anlamına geliyor. Otoriteler ve bilim kurulları, bu boşluğu kapatmak ve ada ölçeğindeki istiridyenin tamamen kontrol altına alınabilmesi için, hava atımı yöntemini tamamlayacak yer tabanlı tuzaklama, görsel arama ve farklı dozaj stratejilerini içeren entegre bir yönetim planının geliştirilmesinin gerektiğini vurguluyor. Guam’daki bu mücadele, dünya çapında istilacı türlerle mücadelede "hava karargahlı kimyasal hedefleme"nin bir model olabileceğini, ancak tek başına yeterli olmayabileceğini de kanıtlıyor.


Kaynak: Sözcü - Dünya
Orijinal Haber: Orijinal haberi görüntüle