İstilacı Türle Mücadelede Biyolojik Kontrol Denemesi, Beklenmedik Ekolojik Riskler Yaratıyor
ABD Tarım Bakanlığı (USDA), batı eyaletlerinin sulak alanlarında su tüketen ve toprağı tuzlandıran istilacı tamarisk ağaçlarını yok etmek amacıyla 2001 yılında Nevada’da başlattığı biyolojik kontrol çalışması, hedeflenen etkiyi sağlamasına rağmen nesli tehlike altındaki bir kuş türünü tehdit eden yan etkilere neden olarak 2010 yılında resmen durduruldu.

Amerika Birleşik Devletleri’nin batı bölgesindeki nehir yatakları ve sulak alanlar, 19. yüzyılda Asya ve Akdeniz havzasından getirilen ve "ılgın" olarak da bilinen tamarisk ağaçlarının yayılmasıyla ciddi bir ekolojik tehditle karşı karşıya kalmıştı. Bu istilacı bitki türü, aşırı su tüketimi ve toprağı tuzlandırma özelliğiyle yerli bitki örtüsünün ötesinde, su kaynaklarını da hızla tüketiyor, bölgesel ekosistemin dengesini derinden sarsıyordu. Bu soruna kimyasal veya yöntemlerle müdahale zorluğu içerdiği için USDA bünyesindeki araştırmacılar, biyolojik kontrol yöntemine yönelme kararı almıştı.
Laboratuvardan Doğaya: 1300 Böceğin Başlattığı Süreç

Uzun yıllar süren laboratuvar çalışmaları ve konakçı özgüllük testlerinin ardından, bilim insanları tamarisk ağacına özgü olarak beslenmesi tespit edilen *Diorhabda elongata• (ılgın yaprak böceği) türünü mücadele aracı olarak belirledi. Çin ve Girit kökenli popülasyonlardan elde edilen bu böceklerden yaklaşık 1300 adet, 2001 yılının yaz aylarında Nevada eyaletindeki Humboldt Nehir Havzası’na ait test sahalarına serbest bırakıldı. Bu serbest bırakma, ABD’de istilacı bitki türlerine karşı düzenlenen en kapsamlı biyolojik kontrol denemelerinden biri olarak kayda geçti.
Milyonlara Ulaşan Popülasyon ve 400 Dönümlük Etki Alanı
Böcekler, bölgenin iklim ve çevre koşullarına hayal edilemeyecek derecede hızlı bir uyum sağladı. Sadece iki mevsim içinde popülasyonları binlerden milyonlara fırladı. Hem ergin böceklerin hem de larvalarının yaprakları yoğun bir şekilde tüketmesi sonucunda, araştırma sahaları olan 400 dönümden geniş bir alandaki tamarisk ağaçları tamamen yapraksız bir hale getirildi. Foto sentez yeteneğini kaybeden ağaçlar, kök ve gövde depolarındaki besinlerin tükenmesiyle geniş çaplı bir kuruma ve ölme sürecine girdi. Bu durum, projenin ilk aşamada bitki kontrolü açısından "başarılı" değerlendirilmesini sağladı.
Beklenmedik Hızla Yayılım ve Söğüt Sinekkapanı Tehlikesi
Ancak saha gözlemleri, böceklerin modellenenden çok daha hızlı bir yayılım hızı sergilediğini ve güney eyaletlere doğru ilerlediğini ortaya koydu. Bu kontrolsüz yayılım, tamarisk ağaçlarını yuvalanma ve üreme alanı olarak kullanan, federal koruma statüsünde olan ve nesli tehlike altında olan *Southwestern Willow Flycatcher• (Söğüt Sinekkapanı) kuş türü için felaket neticesinde sonuçlandı. Üreme döneminde yapraklarının dökülmüş, dolayısıyla koruma ve gölgelik sağlamayan "ıssız" ağaçlar, kuşları avcılara ve sert hava koşullarına karşı savunmasız bıraktı. Bu durum, türün popülasyonu üzerindeki olumsuz etkiyi derinleştirdi.
Resmi Durdurma Kararı ve Mevcut Durum
Ortaya çıkan ekolojik verilerin ve kuş popülasyonları üzerindeki kanıtlanmış olumsuz etkilerin değerlendirilmesi üzerine yetkililer, 2010 yılında yeni sahalara böcek salımının yapılmasını resmen durdurma kararı aldı. Bu karar, biyolojik kontrol yöntemlerinin hedef tür üzerinde istenen etkiyi yaratabilse bile, besin zincirindeki karmaşık bağımlılıklar göz önünde bulundurulduğunda अप्रत्याशित (beklenmedik) ve geri döndürülemez ekolojik riskler barındırabileceğinin somut bir kanıtı olarak kabul edildi. Bugün ise 2001'de serbest bırakılan ilk popülasyondan gelen nesiller, Kuzey Amerika’nın batı nehir havzalarındaki doğal yayılımını, insan müdahalesi olmadan sürdürmeye devam ediyor.
Kaynak: Sözcü - Dünya
Orijinal Haber: Orijinal haberi görüntüle
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!