Diyarbakır’da Ağustos ve Eylül ayları arasında gerçekleşen dört ayrı kadın cinayeti, kentin sivil toplumunu ve yerel yönetimlerini eyleme geçirmedi. 11 Ağustos’ta Gülistan Karadağ’ın cesedi bir tarlada bulundu. 26 Ağustos’ta Sultan Akdemir, boşanma süreci içinde olduğu eşince kucağındaki iki yaşındaki kızı varken vuruldu. 18 Eylül’de Mizgin Kılıç, eski eşince Millet Kütüphanesi önünde silahlara hedef alındı; saldırgan polis kovalaması sonrası intihar etti. 25 Eylül’de ise Beş çocuk annesi Ayfer Çakmak, eşince av tüfeğiyle evinin önünde öldürüldü. Üç kadın boşanmış veya boşanma aşamasında iken hayatını kaybetti.

Bu dizilimin ardından DEM Parti Kadın Meclisi, Özgür Kadın Hareketi ve STK’lar, Bağlar İlçesi’nde eylem çağrısı yaptı. Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Serra Bucak’ın imzasını attığı çağrıya, kent milletvekilleri ve belediye başkanları “erkeklerin kadın cinayetlerine karşı tavır alması” çağrısıyla destek verdi.

Cevap, Bağlar İlçe Binası’ndan Karanfil Parkı’na kadar uzanan sessiz bir yürüyüşle geldi. Diyarbakır’da kadınların önünde olmadığı, erkeklerin tek başına düzenlediği ilk protesto eyleminde yüzlerce katılımcı, “Kadını öldüren erkeklikten utanıyoruz” yazılı pankartın arkasında yer aldı. Kameralara karşı çekingen davranan katılımcılar, seslerini pankartları ve “Jin, jiyan, azadî” sloganlarıyla duyurdu.

Yürüyüşü balkonlarından ve dükkan önlerinden izleyen mahalle sakinleri kadınlar, aniden ortaya çıkan erkek kalabalığını görünce alkışladı. Bir kadın, pankartı okuduğunda yüzü gülüyor, “Bizi destekledikleri için alkışlıyorum onları, güzel oldu, tebrik ediyorum” dedi. Ablasıyla birlikte izleyen başka bir sakin ise öfkesini şu sözlerle özetledi: “Kadına şiddet günahtır, Allah kadınları öldüren erkeklerin belasını versin.” Küçük oğlunun elini tutarak izleyen genç bir kadın, “İlk defa erkeklerin biz kadınlar için yürüyüş yaptığını görüyorum, çok mutlu oldum” diyerek zafer işareti yaptı.

Katılımcılardan Jiyan adındaki bir kadın, eylemin partisal kalmaması gerektiğine dikkat çekti: “Kadına şiddeti uygulayanların hepsi erkekler, neden sadece DEM Partili erkekler yürüyor? Bence AKP, CHP, MHP tüm partilerin erkekleri de bu eylemi yapmalı.” Ergani’den gelen Emin Ermin ise 2021’de iptal edilen İstanbul Sözleşmesi’ni hatırlatarak, “Yasalar belli, kadınlara nafaka verilmiyor, İstanbul Sözleşmesi kaldırıldı, kadının bütün hakları elinden alındı. 21. yüzyılda bu lanetlememiz gereken bir durumdur” dedi.

Yürüyüşün sonundaki basın açıklamalarında Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Mehmet Emin Ay Kürtçe, DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Mehmet Kamaç Türkçe konuştu. Ay, erkek egemen anlayışı eleştirerek “Kadının özgür olmadığı toplumda özgürlük, huzur, barış sağlanamaz” vurgusu yaptı. Demokratik Birlik İnisiyatifi Eş Sözcüsü Kamaç ise bu yılın ilk sekiz ayında 189 kadının katledildiğini belirterek, “Gülistan Doku cinayeti, Rojin Kabaiş, Rojwelat Kızmaz cinayeti kadına yönelik katliamda birilerine cesaret veriyor. Bu cesaretle bu katliamlar işleniyor. Katledilen sadece kadın değil; katledilen bu toplumun değerleridir, geleceğidir” ifadelerini kullandı.

Şiddetin boyutunu ortaya koyan veriler

Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi verilerine göre, Ocak ayından bu yana 3 bin 907 kadın fiziksel, 1 bin 335 kadın cinsel, 1 bin 70 kadın dijital, 4 bin 258 kadın ekonomik ve 4 bin 919 kadın psikolojik şiddet nedeniyle hukuki destek başvurusunda bulundu. 1 bin 383 kadın mobbing, 4 bin 974 kadın boşanma, 1 bin 776 kadın velayet davası açtı.

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Kadın Politikaları Dairesi’ne bağlı DİKASUM’un 2025 yılı raporu, kadına yönelik şiddetin bireysel değil, toplumsal cinsiyet eşitsizliğine dayalı yapısal bir sorun olduğunu kaydediyor. Rapora göre yıl içinde 393 başvuru alındı; başvuranların yüzde 88’i aile içi şiddet mağduru. Sığınmaevinde 258 kadın ve 173 çocuk barındırıldı. Başvuru yapanların yaş aralığı ağırlıklı olarak 18-33 arasında yoğunlaşıyor.

2018’den beri faaliyet gösteren Rosa Kadın Derneği Yöneticisi Esra Çiçek, bu yıl Ocak’tan bu yana 35 kadının derneğe başvurduğunu, mağdur profili değiştiğini aktardı: “Eskiden sadece aile içi şiddete maruz kalan kadınlar gelirdi ama son yıllarda, yeni nesil çeteler, mafyatik yapıların içinde yer alan erkek partnerlerin şiddetine maruz kalan çok sayıda eğitimli kadının geldiğini görüyoruz. Birçok kadın hukuki yollardan çözüm bulamayacakları kanaatindedir. Başlarına kötü bir şey gelirse, geride anlatılacak bir hikâyeleri olsun istiyorlar.”


Kaynak: BBC Türkçe - Haberler
Orijinal Haber: Orijinal haberi görüntüle