Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları için New York'a gelişiyle çakışan dönemde, uluslararası medyanın en etkili dergilerinden biri olan Newsweek'in sorularını yanıttı. Mülakatın odak noktası, küresel sistemin derin bir dönüşüm geçirdiği vurgusu üzerinden Türkiye'nin "kendi eksenini kurma" stratejisi oldu.

BM reformu ve "adaletsiz" yapı eleştirisi

Erdoğan Newsweek'e açıkladı: "Türkiye ne Doğu'yu seçecek ne de Batı'yı, kendi yolunu gidecek" - Görsel 1
Erdoğan Newsweek'e açıkladı: "Türkiye ne Doğu'yu seçecek ne de Batı'yı, kendi yolunu gidecek" - Haber Görseli 1

Erdoğan, dünyanın "köklü değişimlerden" geçtiğini belirterek, Güvenlik Konseyi'nin bugünkü yapısının yeni güç merkezlerini yansıtmadığını savundu. "Dünyanın ağırlık merkezi kayıyor. Yeni güç merkezleri ortaya çıktıkça, daha fazla ülke küresel karar alma süreçlerinde hak ettiği yeri talep ediyor" diyen Cumhurbaşkanı, BM'nin bu dönüşümün gerisinde kaldığını, Genel Kurul'un iradesinin daha etkili olmasını ve sorumluluğun adil paylaşılmasını sağlayacak reformun "artık ertelenemez" olduğunu kaydetti.

İran-İsrail-Üçgeni ve Hürmüz Boğazı riski

Erdoğan Newsweek'e açıkladı: "Türkiye ne Doğu'yu seçecek ne de Batı'yı, kendi yolunu gidecek" - Görsel 2
Erdoğan Newsweek'e açıkladı: "Türkiye ne Doğu'yu seçecek ne de Batı'yı, kendi yolunu gidecek" - Haber Görseli 2

Bölgedeki en kritik gerginlik noktalarından biri olan İran-İsrail-ABD üçgeni üzerine Erdoğan, Türkiye'nin "her iki taraflayla da açık kanalların" olduğunu hatırlattı. "ABD NATO müttefikimizdir, İran ise komşumuzdur" diyerek Başkan Trump ile yaptığı görüşmede diplomasi vurgusunu, İranlı muhataplarla da iletişimin sürdüğünü aktardı. Erdoğan, Hürmüz Boğazı'ndaki bir gerginliğin enerji arzını ve küresel ticareti doğrudan vuracağını, Türkiye'nin önceliğinin çatışmanın yayılmasını engellemek ve ticaret yollarını güvence altına almak olduğunu belirtti.

Mekke Ortak Savunma Anlaşması: "İran veya İsrail'e karşı değil"

Geçen ay Suudi Arabistan ve Pakistan ile imzalanan "Mekke Ortak Savunma Anlaşması"nın bölgesel bir kutuplaşma aracı olduğu iddialarını Erdoğan reddetti. Anlaşmanın BM Şartı 51. Madde'ye dayandığını, "daha güvenli, huzurlu ve müreffeh bir gelecek için ortak sorumluluk" ifadesi olduğunu savundu. Üç ülkeden birine yapılan saldırının hepsine yapılmış sayıldığını, ancak yanıt niteliğinin (istihbarat, lojistik, mühimmat veya ileri düzey askeri destek) saldırıya uğrayan ülkenin talebi ve tehdit boyutuna göre "siyasi ve askeri mekanizmaların istişare yoluyla" belirleneceğini netleştirdi. "Bu aşamada Irak, Yemen veya başka bir yerdeki her olay için otomatik askeri karşılık senaryosu öngörmek doğru olmaz" diyerek esneklik vurgusu yaptı.

Trump ilişkisi ve "üçüncü ülke" reddi

Başkan Trump ile "doğrudan ve açık" konuşulduğunu, bu ilişkinin Türkiye-ABD ilişkileri için "önemli bir fırsat" olduğunu ifade eden Erdoğan, ilişkilerin üçüncü bir ülke (İsrail veya İran) üzerinden tanımlanmadığını vurguladı. "Sağlam temellere dayanan böylesine güçlü ilişkileri varsayımsal senaryolar üzerinden tartışmayı uygun bulmuyorum" diyen Cumhurbaşkanı, Türkiye'nin egemen bir devlet olarak komşuluk, müttefiklik, bölgesel sorumluluk ve milli menfaat dengesini gözeterek hareket edeceğini tekrarladı.

İsrail Başbakanı Netanyahu ile Trump'ın yakınlığından endişe edilip edilmediği sorusuna Erdoğan, "Türkiye-ABD ilişkilerini üçüncü bir ülke üzerinden tanımlamam. Washington'daki muhatabımız ABD yönetimidir" cevabını verdi. İsrail'de Türkiye'yi "yeni bir tehdit" olarak gösteren söylemin, iç siyasi dinamiklerle ve seçim atmosferiyle bağlantılı olduğunu, buna karşın Türkiye'nin İsrail halkına değil, uluslararası hukuka aykırı politikalara ve istikrarsızlığa karşı çıktığını ayırdı.

Suriye, Yunanistan ve NATO çerçevesi

İsrail'in Suriye saldırılarının ülkenin egemenliğini zedelediğini, Suriye'deki istikrarın İsrail dâhil herkesin lehine olacağını savunan Erdoğan, Yunanistan'ın üçüncü ülkelerle ilişkilerinin kendi tercihi olduğunu ancak milli güvenliği tehdit edecek adımların yakından takip edildiğini belirtti. NATO içi bir askeri çatışma senaryosunu "varsayımsal" kılan Erdoğan, diplomasiyi öne çıkaran "360 derecelik güvenlik yaklaşımı"nı vurguladı.

PKK fesh ve "Terörsüz Türkiye" vizyonu

PKK'nın kendini feshetme kararı üzerine Erdoğan, bunu "takvim meselesinin ötesinde stratejik bir hedef" olarak tanımladı. "En kritik husus, bu kararların sahada eksiksiz uygulanmasıdır. Örgütün tüm unsurları silah bırakmalı, yasa dışı yapılanma tasfiye edilmeli" diyerek sürecin doğrulanmasının devlet kurumları tarafından yapılacağını ifade etti. Suriye'deki silahlı unsurların merkezi devlet altına entegrasyonunu, Kürtleri "kardeş" olarak tanımlayıp terör örgütlerinin ve dış güçlerin ajandalarından ayırdığını söyledi. "Türkiye'nin kriteri etnik kimlik değil; terör, şiddet ve milli güvenliğimize yönelik tehditlerdir" cümlesiyle politika çizgisini özetledi.

Rusya-Ukrayna savaşında arabuluculuk insistı

Rusya-Ukrayna savaşının dördüncü yılına girmesi ve Avrupa'daki hibrit savaş iddiaları üzerine Erdoğan, Türkiye'nin "her iki taraflayla da konuşabilen" nadir ülke konumunu hatırlattı. İstanbul görüşmeleri, Tahıl Girişimi ve esir takaslarını bu yeteneğin somut sonuçları olarak sıraladı. "Arabuluculuk yapabilmek için çatışmanın her iki tarafıyla da konuşabiliyor olmanız gerekir" diyen Erdoğan, Bişkek'te Putin ile yaptığı görüşmede barış için hazır olduklarını tekrar ettiğini aktardı. Karadeniz güvenliğinin, sivil seyrüsefer ve enerji altyapısının savaşın dışında tutulması için kalıcı bir mekanizma gerektiğini vurguladı.


Kaynak: Sözcü - Sözcü
Orijinal Haber: Orijinal haberi görüntüle