Birçok yetişkin için misafir ya da anne-baba ziyaretinden hemen önce patlak veren o gergin temizlik koşusu, dışarıdan bakıldığında sıradan bir ev düzeni çabası gibi görünebilir. Ancak The Times of India’nın derlediği psikolojik çalışmalar, durumun çok daha derin zihinsel mekanizmalarla ilişkili olduğunu gösteriyor. Yaşadığımız alanlar, başkalarının bizi nasıl algıladığını doğrudan etkiliyor ve özellikle ebeveynlerin gelişi, sıradan bir evi aniden bir "yargılama mekanına" dönüştürebiliyor.
Ev alanları sessiz birer "kimlik dosyası"dır

Texas Üniversitesi Psikoloji Profesörü Samuel Gosling ve ekibinin kişisel alanlar üzerine yaptığı çalışmalar, insanların yatak odaları veya çalışma ortamlarına bakarak o kişinin kişiliği, değerleri ve yaşam tarzı hakkında son derece isabetli çıkarımlarda bulunduklarını kanıtladı. Evinizdeki kitaplık, duvardaki fotoğraflar, eşyaların düzeni hatta dağınıklık seviyesi, kim olduğunuzun sessiz birer yansımasıdır. Bu nedenle anne veya babanızın geleceği haberi geldiğinde, mutfak tezgahtaki bulaşıklar sadece bir dağınıklık olmaktan çıkıp; yetersizlik, düzensizlik veya hayatı yönetememe emaresi gibi algılanmaya başlar.
"Hayatım kontrol altındadır" mesajı vermek için

Peki, normal şartlarda dağınıklıkla huzurlu yaşayan bir yetişkin neden son dakikada her köşenin kusursuz olmasını ister? Cevap psikolojide "İzlenim Yönetimi" (Impression Management) kavramında yatıyor. İnsanlar hayatlarındaki önemli figürler tarafından nasıl göründüklerine büyük önem verirler. Yetişkin bir birey, ebeveynleri gelmeden önce evi dip bucak temizleyerek aslında tek bir kelime etmeden şu mesajı iletmeye çalışır: "Ben iyiyim. Sorumluluk sahibi bir yetişkinim ve hayatım tamamen kontrolüm altında."
*Environment and Behavior• dergisinde yayımlanan ve 336 öğrenci üzerinde yürütülen bir başka çalışmada ise araştırmacılar Paul Harris ve Daniel Sachau, dağınık bir evde yaşayan kişilerin çevreleri tarafından "daha az arkadaş canlısı ve daha az sorumlu" olarak etiketlendiklerini tespit etti.
Ebeveynler: En zor "hüküm gören" kitle
Ebeveynler bu durum için çok daha özel bir kitleyi temsil eder. Sizi başarılı bir profesyonel olarak gören iş arkadaşlarınızın aksine, anne ve babanız odasını toplaması için sürekli uyarılması gereken o genci de hatırlar. Bu yüzden yetişkinler, evlerinin yeni kimliklerini yani bağımsız, yetenekli ve kendi ayakları üzerinde durabilen biri olduklarını yansıtmak isterler.
Belirsizliğe karşı somut bir "kontrol alanı" yaratmak
Gelen misafirin ne söyleyeceğini, hangi soruyla sizi köşeye sıkıştıracağını ya da neyi fark edeceğini kontrol edemezsiniz. Ancak salonu süpürmeyi, yastıkları düzeltmeyi ve mutfağı parlatmayı kontrol edebilirsiniz. Bu "panik temizliği", belirsiz ve kaygı verici bir sosyal durumu, somut bir "yapılacaklar listesine" dönüştürerek zihne geçici de olsa bir rahatlama ve kontrol hissi verir.
Uzmanlar, son dakika paniğinin her zaman ebeveyn baskısı ya da özgüvensizlik göstergesi olmadığını, çocukluktan kalan aile alışkanlıkları ve misafirperverlik arzusunun da tetikleyici olduğunu vurguluyor. Ancak konuklar, zamanında odamızı toplamamızı söyleyen kişiler olunca, o son dakika telaşı birdenbire dünyanın en mantıklı ve fonksiyonel eylemine dönüşüyor.
Kaynak: Sözcü - Sözcü
Orijinal Haber: Orijinal haberi görüntüle
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!