Fon Soruşturmasında Tutuklanan Serdar Turhan’ın Savcılık İfadesi Detayları Ortaya Çıktı
İstanbul — İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen ve gündemin ilk sıralarında yer alan fon soruşturması kapsamında tutuklanan Pusula Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan’ın savcılığa verdiği ifade, olayın boyutlarını ve içerdikleri karmaşık finansal ilişkileri aydınlattı. Sözcü’nün eriştiği tutanaklara göre, Turhan soruşturmanın odak noktası olan Pusula Grubu bünyesindeki şirketler, fonlar, hisse işlemleri ve milyarlarca liralık para hareketleriyle ilgili sorulara cevap verirken, holdingin yatırım stratejilerinin kendisi tarafından belirlendiğini ve operasyonel yetkinin de kendisinde olduğunu kabul etti. Ancak ifadesinin seyrinde, özellikle Pusula Portföy Yönetim (PYŞ) yönetimini devrettiğini ve sonrasında süreçten habersiz kaldığını öne sürerek, soruşturmanın merkezindeki finansal akışlardan kendisini ayırmaya çalıştığı görüldü.

PYŞ Yönetimi ve 500 Milyar Liralık Büyüme Süreci
Savcılık sorgusunda en çok durulan noktalardan biri, Pusula Portföy Yönetim’in (PYŞ) 30 milyon liralık bir değerdeken 500 milyar lira civarına ulaşan dikey büyümesiydi. Turhan, şirketi finansal bir ekosistem oluşturmak amacıyla kurduğunu, ancak yönetimi Muhammed Yarız ve yeni kadrolara devrettiğini belirterek, “Bu devirden sonra PYŞ ile herhangi bir alakam kalmadı, yaptığı işlemlerle ilgili bir bilgim olmadı” ifadelerini kullandı. Savcılığa göre, PKZ fonu Turhan’ın şahsi mülkiyetindeydi ve bu fonda Katılımevim hisseleri bulunuyordu. Turhan, PYŞ yöneticilerinin bu hisseleri satarak elde ettikleri nakdi başka fonlarda kullandığını, temerrüde düşen fonlarda ise yaklaşık 5-6 milyar lira büyüklüğünde para bulunduğunu aktardı. Turhan, PYŞ’nin bu çarpıcı büyüme sürecinde Sermaye Piyasası Kurulu’ndan (SPK) herhangi bir uyarı gelmemesinin kendisini rahatlattığını, ancak Haziran 2026’da şirket yöneticilerine “bu kadar büyümenin yerine artık küçülerek yola devam edilmesi gerektiğini” söylediğini ve yönetimin buna göre küçülme sürecine girdiğini ifade etti.

Gündoğdu Satın Alımı ve Değerleme Şüpheleri
Sorguşturmanın bir diğer kritik boyutu, Gündoğdu şirketinin satın alımı ve sonrası değerleme farkıydı. Savcılık, şirketin Turhan grubuna geçmeden önce yaklaşık 3,5 milyar lira değerindeyken, satın alma sonrası faaliyet göstermemesine karşın değerinin 105 milyar liraya fırladığını hatırlatarak bu durumun nasıl gerçekleştiğini sordu. Turhan, şirketin satın alınmasında “hiçbir şekilde bulunmadığını”, alım işleminin Muhammed Yarız tarafından yapıldığını söyledi. Ancak aynı cevapta “alma amacımız” ifadesini kullanarak enerji ve veri merkezi yatırımlarıyla şirketi büyütme planı olduğunu dile getirdi. Ayrıca bu süreçte SPK ile birçok görüşme yapıldığını belirterek, süreçlerin kurumsal kanallarla yürüdüğünü savundu. Yarız’ın geçmişte SPK’dan işlem yasağı ve idari yaptırım cezası aldığı bilgisinin Turhan tarafından bilindiği, ancak Yarız’ın pişmanlık duyduğu ve bu nedenle görevlendirildiği, SPK veya BDDK yasağı olan bir kişinin portföy yönetim şirketinde hangi görevleri alabileceğinin ise bilmediği kaydedildi.
74 Milyar Liralık İşlem Hacmi ve İsviçre Hesapları
Savcılık incelemesinde, Turhan’ın 2 Ocak 2024 - 16 Eylül 2026 tarihleri arasındaki toplam bankacılık işlem hacminin 74 milyar 204 milyon 716 bin 81 lira olduğu tespit edildi. Turhan, bu hacmin aynı paraların farklı şirketler ve hesaplar arasında dolaşması sonucu büyüdüğünü, İktisat Katılım Bankası satın alımı sırasında 12,5 milyar liralık tutarın üç ayrı hareket olarak yansıdığını açıkladı. Dikkat çekici bir diğer bulgu, 2026 yılında gerçekleşen 49,5 milyar liralık giden para hareketinin 35,1 milyar lirasının sadece bu yıl içinde olmasıydı. Pusula Finans Holding ile 28 milyar lira, Pusula Yatırım Menkul Değerler ile 10,3 milyar lira tutarında karşılıklı para hareketleri, şirket alımları, kredi kullanımları ve holding içi devirlerle açıklanmaya çalışıldı. İsviçre’deki bankacılık hareketleri ise ayrı bir boyut kazandırdı; 7 Kasım 2025 ve 27 Şubat 2026’da kendine açılan hesaba 10 milyon dolar giderken, 24 Ağustos 2026’da Edmond de Rothschild Suisse’den 25 milyon dolar gelmiş, aradaki 15 milyon dolarlık fark sorgulanmıştı. Turhan rakamların eksik olduğunu, aslında yaklaşık 90 milyon doların geldiğini, bunun BIST 30 hisseleri teminatıyla alınan bir kredinin banka tarafından teminat satılması sonucu oluştuğunu ve bu paranın kriz döneminde PYŞ’e aktarıldığını savundu.
Nakit Para Girişleri ve Yarız İlişkili Para Akışları
Savcılığın tespitine göre Turhan, 2026 yılında yalnızca 3 işlemde toplam 1 milyar 820 milyon 342 bin lira nakit para yatırmıştı. Paranın kaynağı ve fiziksel geliş belgeleri sorulduğunda Turhan, tutarları doğrulayarak paranın “şahsi birikimi” olduğunu, ardından da “arkadaşım diye tabir edebileceğim insanlarla” yapılan ticari işlemlerde daha önce verdiği paraların geri dönüşü olduğunu açıkladı. Bu paranın da hesaba yatırılıp kriz döneminde PYŞ’e gönderildiğini belirtti. Turhan ile Muhammed Yarız arasındaki finansal ilişki de masaya yatırıldı; her iki yönlü toplam 1 milyar 928 milyon 967 bin 999 lira doğrudan para hareketi tespit edildi. Yarız’dan Turhan’a 11 işlemde 1 milyar 215 milyon lira, Turhan’dan Yarız’a 20 işlemde 713 milyon 493 bin lira aktarılmıştı. Turhan bu hareketleri Bursa’daki arazi, araç alım-satımı ve diğer ticari işlemlerle gerekçelendirdi. Ayrıca para piyasası fonlarının ne olduğunu ancak bir hafta önce öğrendiğini, PYŞ’in yalnızca hisse fonu bulunduğunu sanığını, şirketin nasıl borçlandığını bilmediğini ancak kredili işlemler yapıldığını ve holding bünyesinden zaman zaman para yatırıldığını kaydetti.
Kaynak: Sözcü - Gündem
Orijinal Haber: Orijinal haberi görüntüle
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!