Somali’de Denge Değişti: Uganda, Türkiye’yle Askeri İşbirliğini Dondurdu
ANKARA — Afrika Kıta’sındaki stratejik denge sarsıntısına uğradı. Somali Federal Hükümeti’nin güvenlik sorumluluklarını Türkiye’ye devretmesi kararı, yıllardır Somalilere konuşlanmış olup bu süreçten ciddi finansal kazançlar sağlayan Uganda Ordusu’nun işsiz kalmasına ve Kampala’nın Ankara’ya karşı sert bir diplomatik hamle yapmasına neden oldu. Uganda yönetimi, Türkiye ile olan tüm savunma ve askeri işbirliğini askıya alarak, arka planda yatan ekonomi-politik krizin perde arkasını aydınlattı.

Güvenlik Mimarisinin Değişimi ve Uganda’nın Kaybı
Krizin kökleri, Somali’nin iç güvenlik dinamiklerindeki köklü değişime dayanıyor. Yıllardır Afrika Birliği Somali Destek ve İstikrar Misyonu (AUSSOM/ATMIS) çerçevesinde Somali’de yaklaşık 4 bin 500 asker, ayrıca ikili anlaşmalar kapsamında da 2 bin asker konuşlandıran Uganda, bu varlık karşılığında her asker için aylık en az bin dolar civarında bir gelir elde ediyordu. Bu tablo, Türkiye’nin Mogadişu’daki askeri bazını güçlendirmesi ve Somali Ordusu’nun yetkinliklerinin artmasıyla tersine döndü.

Türk Ordusu, son dönemde Mogadişu’da yaklaşık 25 bin Somali askerini eğitirken, Türkiye’de de en az 10 bin komando yetiştirdi. Bu yapısal yatırım, Somali Federal Hükümeti’nin “artık başkenti ve çevre bölgeleri için kendi güvenliğini sağlama kapasitesine sahip olduk” 판단ına varmasını sağladı. Somali yetkilileri, Türkiye’nin sorumlulukları üstleneceğini bildirerek Uganda’nın askeri varlığının gerekçesini yitirdiğini işaret etti. Bu durum, Uganda için yılda 60 ile 72 milyon dolar arasında değişen ciddi bir finansal kaybın kapısını araladı.
“Bahane Lumbuye, Gerçek Neden Mali Kazanç”
Uganda Cumhurbaskanı Yoweri Museveni’nin oğlu ve Ordu Komutanı General Muhoozi Kainerugaba liderliğindeki “Uganda Vatanseverler Birliği” destekçilerinin, Kampala’daki Türkiye Büyükelçiliği önünde düzenledikleri protestolar resmi kararın tetikleyicisi olarak sunuldu. Protestocular, Türkiye’de 2013 yılından beri yaşayan Ugandalı siyasetçi Fred Lumbuye’nin iadesini talep ediyordu. Ancak konuya yakın diplomatic kaynaklar, Middle East Eye (MEE) dergisine yaptığı açıklamalarda bu durumun sadece bir “bahane” olduğunu, asıl nedenin Somali’deki askeri varlığın ve onunla gelen döviz akışının kesilmesi olduğunu vurguladı.
Kaynaklardan biri, “Lumbuye 2013’ten beri Türkiye’de yaşıyor ve bu krizin onun varlığıyla hiçbir ilgisi yok. Tüm süreç Ankara’yla yakın bağları olan Somali’deki Uganda ordusunun varlığıyla ilgili” ifadelerini kullandı. SETA araştırmacısı Tunç Demirtaş da değerlendirmesinde, Somali’de bir “savaş ekonomisi”nin varlığını hatırlatırken, bu ekonominin Uganda’ya da katkıda bulunduğunu, devlet kapasitesi geliştikçe Somali’nin yurtdışından desteğe ihtiyacının azaldığını kaydetti.
Ankara’ya Yönelik Açık Tehditler: Demiryolu ve Vatandaşlar
Uganda hükümetinin Cumartesi günü yayımladığı yazılı açıklamada, Ankara ile tüm savunma ve askeri işbirliğinin “derhal geçerli olmak üzere” askıya alındığı bildirilirken, medyaya yansıyan sızıntılar krizin ticari boyutunu da ortaya çıkardı. AFP Haber Ajansı’na göre Uganda yönetimi, Türk inşaat şirketi Yapı Merkezi’ne verilen 3 milyar dolarlık demiryolu sözleşmesinin iptalini ve Türkiye vatandaşlarının ülkeden sınır dışı edilmesini gündeme getirdi.
Bu tehditler, Kampala’nın Ankara üzerindeki baskıyı askeri alandan ekonomik alana taşımak istediğinin gösterisi olarak yorumlanıyor. Uganda, Somali güvenlik konularında Türkiye’yi artık ana muhattap olarak gördüğü için, krize bir çözüm bulmak adına ekonomik kartları masaya yatırmaya çalışıyor.
Finansman Krizi ve Gelecek Senaryoları
Arka planda yatan bir diğer dinamik de, ABD’nin Temmuz ayında Afrika Birliği’ne ve BM Somali Destek Ofisi’ne (UNSOS) yapılan lojistik destek ödemelerini yıl sonuna kadar durdurma kararıydır. Bu gelişme, AUSSOM misyonunun finansmanının zorlaşacağı, dolayısıyla Uganda’nın bölgedeki askeri ayak izinin sürdürülebilirliğinin zaten risk altına gireceği izlenimini yarattı.
Kaynaklar, misyonun sona ermesi ve Kampala’nın tüm güçlerini çekmesi halinde Uganda’nın aylık 5-6 milyon dolar, yıllık 60-72 milyon dolar kaybedebileceğini hesaplıyor. Bu tablo, Uganda’nın Türk şirketlerinin yürüttüğü altyapı ve ulaşım projelerini hedef alarak Ankara’yı masaya oturtma stratejisinin bir parçası olarak okunuyor.
Sonuç: Yeni Bir Güvenlik Mimarisi Doğuyor
Somali’de yaşanan bu kriz, kıtadaki güvenlik mimarisinin batılı aktörlerden (ABD, BM, Afrika Birliği) bölgesel güçler (Türkiye) ve yerli kaplantıya (Somali Ordusu) doğru evrildiğinin en somut göstergesi. Türkiye’nin “eğitim ve donanım” odaklı katkı modeli, Somali’nin egemen güvenlik sağlamasına yol açarken; eski modelde “konuşlandırılan asker bazında gelir” sağlayan ülkelere ciddi maliyetler yüklerken diplomatik gerilimler de beraberinde getiriyor. Uganda’nın askıya alma kararı, bu yeni dengeye uyum sağlamakta zorlanan bir aktörün son çare hamlesi mi, yoksa uzun vadeli bir kışkırtma mı olacak; cevabı Ankara’nın hem diplomatik hem de ticari kanallarda izleyeceği kararlılıkta yatıyor.
Kaynak: Sözcü - Dünya
Orijinal Haber: Orijinal haberi görüntüle
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!