İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen "siyasi casusluk" davasının üçüncü duruşması, sanık Ekrem İmamoğlu'nun uzun sürmüş savunmasıyla dikkat çekici bir boyut kazandı. Dava, İmamoğlu'nun yanı sıra seçim kampanya direktörü Necati Özkan, gazeteci Merdan Yanardağ ve "etkin pişmanlık" hükmünden faydalanan Hüseyin Gün hakkında işleniyor. Savcılık, sanıklar için 15 ila 20 yıl hapis cezası ve siyasi yasak istiyor.

Duruşmada ilk sözü alan İmamoğlu, 19 Mart'tan beri farklı suçlamalarla yargılandığını vurgulayarak, "Hangi bilgiyi temin ettim, kime aktardım, hangi talimatı verdim? Mahkeme heyeti de böyle bir soru sormadı" diye konuştu. Savunmasının çizgisini, gündeme bomba gibi düşen AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya'nın istifa ettirdiği fon zenginleşme iddiaları üzerine koyan İmamoğlu, şu cümlelerle mahkeme salonunda tepki topladı:

"Babamla 35 yıldır ticaret yapıyoruz. 35 yılda biriktiremediğimi, karı-koca dört ayda almış ya! Rezalete bakar mısınız. Ve biz aile boyu hesapları, hayatı blokaj altında, tecrit altındayız! Ali Şekeroğlu, artık emeklik maaşıyla geçinemediği için Anayasa Mahkemesi önündecanına kıyarken, birilerinin fon soygununun faillerini koruduğu bir Türkiye'deyiz."

İmamoğlu, riferans verdiği Ali Şekeroğlu olayını, Temmuz ayında Ankara'da yapılan NATO Zirvesi'ne de bağlayarak şöyle devam etti: "NATO buradaydı, 'İmamoğlu casus mu?' diye sorup öğrenip öyle gelseydiniz. Bu ülkede bir emekli polis canına kıyarken fon soygunun failleri korunuyor."

Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT)'nin sürece dair dört yıldır cevap vermediğini belirten İmamoğlu, mahkeme heyetine "MİT yıllarca cevap vermezse bizi yıllarca içerde tutmaya devam mı edeceksiniz?" sorusunu yöneltti. MİT Başkanı İbrahim Kalın'a seslenen İmamoğlu, "Elinizde rapor var mıdır, gizli kalması gereken hangi bilgileri kime vermişiz? Buna cevap vermeyeceksiniz iddianın deli saçması olduğunu kabul edeceksiniz" ifadelerini kullandı.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'DAN "MUKAYESE" YANITI

Duruşmadan bir gün önce, 28 Eylül'de Kabine toplantısı sonrası yaptığı açıklamada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İBB soruşturmalarına atıfta bulunarak İmamoğlu'nun savunanları üzerinde dolaylı bir yanıt vermişti. Erdoğan, "Kimse bizi milyarlarca liralık yolsuzlukları savunmak için meydan-meydan, şehir-şehir dolaşanlarla mukayese etmesin. Biz onlara benzemeyiz" demişti. Aynı gün AKP'li Sayan Kaya, üzerine düşen iddialar nedeniyle görevinden istifa etmiş, YENİ Parti de konuyla ilgili soruşturma çağrısında bulunmuştu.

İDDİANAMEDEKİ DELİLLER VE HÜSEYİN GÜN BOYUTU

İddianamenin temeli, Hüseyin Gün'ün telefonundan elde edilen yazışmalar üzerinde duruyor. Savcılık, Gün'ün İngiliz, ABD ve İsrail gizli servislerinin üst düzey isimleriyle temasta bulunduğunu, İBB'ye ait vatandaş kişiler verileri gibi hassas bilgilerin bir veri tabanı üzerinden bu servislere ulaştırıldığını iddia ediyor. Ayrıca Gün'ün, Necati Özkan ile iletişim kurarak elde ettiği analizleri aktardığı, 2019 yerel seçimlerinin "algı oluşturmak suretiyle" İmamoğlu lehine manipüle edildiği yönünde de iddialar yer alıyor.

Mali Şikayetler Araştırma Kurulu (MASAK) raporlarına dayanılarak, hiçbir ticari faaliyeti bulunmayan Hüseyin Gün'ün hesaplarından 85 milyon TL para çekildiğinin tespit edildiği de aktarılıyor. Türk Ceza Kanunu'nun 328. Maddesi kapsamında "devletin güvenliği veya siyasi yararları bakımından gizli kalması gereken bilgileri casusluk maksadıyla temin etmek" suçuyla yargılanan sanıkların kaderi, MİT'in vereceği rapor ve mahkemenin delil değerlendirmesine bağlı kalıyor.


Kaynak: BBC Türkçe - Haberler
Orijinal Haber: Orijinal haberi görüntüle