İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları için New York'ta bulunduğu dönemde gazetecilere yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı'nı kapatma kararı geri alınıp deniz trafiğinin yedi gün içinde normalize edilebileceğini öne sürdü. Arakçi'nin ifadelerine göre bu teklif, "gerekli koşulların karşılanması" şartıyla geçerli olacak ve bu koşullar 18 Haziran'da imzalanan 14 maddelik mutabakat zaptında yer alıyor.

İran'ın bu girişimini Katar aracılığıyla ABD'ye ilettiğini belirten Arakçi, "Topu ABD'nin sahasına attık" mesajını verdi. Bakan, ABD'nin atması beklenen adımların "yeni değil, hepsi zaten mutabakat zaptında var" olduğunu vurgularken, "ABD tarafı anlaşmaya ve boğazın açılmasına ciddiyse her şey hazır" dedi.

Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan da CBS News'e verdiği röportajda paralellik çizdi. Pezeşkiyan, ateşkesin "ABD bunu kabul ettiği gün" başlayacağını söyleyerek, daha önce Pakistan'da imzalanan metin temelinde bir anlaşmanın yaşanabileceğini ifade etti. İran lideri ayrıca, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) denetçilerine ülke kapılarının aralandığını ve nükleer silah iddialarını reddederek "gelip denetim yapmak isterlerse müzakere masasında bu konuya özel anlaşmalar yapabiliriz" demesiyle diplomatik kapının açık olduğunu sinyalletti.

Ancak Washington'dan gelen ilk tepkiler, sürecin zorlu olacağını işaret ediyor. BBC'ye başvuran bir ABD yetkili, arabulucular aracılığıyla nükleer konuların da gündemde olduğu "olumlu görüşmeler" sürdüğünü onaylarken, "Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolümüz sayesinde çok güçlü bir konumdayız, dolayısıyla acelemiz yok" ifadeleriyle masada baskı stratejisinin sürdüğünü ortaya koydu.

Wall Street Journal ise Başkan Donald Trump'ın bu teklifi reddettiğini, İran'ın taleplerine şüpheyle yaklaştığını ve ekibine bombardımanların yeniden başlaması ihtimalini işaret ettiğini haber verdi. Trump, Birleşmiş Milletler'de yaptığı konuşmada da kasım seçimlerinin hemen ardından bir anlaşma olasılığından bahsederken, "İran'la, kendisini yeniden inşa etmesine imkân tanıyacak bir anlaşma mı yapılacak? Yoksa İslam Cumhuriyeti'ni hızla yok edip... onları cehenneme mi sürükleyeceğim?" diyerek retorik şiddetini artırdı.

Arka planda Şubat sonundaki ABD-İsrail saldırıları ve İran'ın yanıt olarak Hürmüz Boğazı'nı kapatması, ABD üslerine ve İsrail'e füze atması yer alıyor. Dünyadaki petrol ve LNG'nin yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği bu kritik koridorun kapanması, global enerji fiyatlarında sert dalgalanmalara ve özellikle ABD'de kasım kongre seçimlerine yaklaştıkça Trump yönetimi üzerinde政治 baskıya yol açmıştı.

Haziran mutabakat zaptı; İran'ın nükleer silaha sahip olmaması, her cepheden askeri operasyonların sona erdirilmesi, ABD deniz ablukasının kalkması ve yaptırımların hafifletilmesi maddelerini barındırıyordu. İran da boğazdan güvenli gemi geçişi sağlamak ve Umman ile koordinasyon yapmakla yükümlendi. Ancak anlaşma, her iki tarafın da saldırılara yeniden başlamasıyla çökmüştü. İran boğazda gemilere saldırırken, ABD İran tesislerini, tankerlerini hedef almış ve liman ablukasını sürdürmüştü.

Trump yönetimi boğazdan petrol akışını sağladığını iddia ediyor olsa da, emtia veri şirketi Kpler'in Reuters'a aktardığı veriler son 10 günde günde ortalama 18 geminin geçtiğini, bazı günlerde bu sayının 9'a düştüğünü gösteriyor. Normal şartlarda bu rakam çok daha yüksektir.

Bölgesel dengeleri daha da karmaşıklaştıran bir diğer aktör de Yemen'deki Husiler. İran'la müttefik olan grup, Kızıldeniz'de Suudi Arabistan'ın petrol ihracatını hedef alarak saldırılarını yoğunlaştırdı ve stratejik öneme sahip Babülmendep Boğazı'na bakan Moha Limanı'nı ele geçirdi. Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın Trump'tan askeri destek istediği haberleri, ABD'nin iki cephede (Hürmüz ve Babülmendep) baskı altına girdiğini kanıtlıyor. Suudi Koalasyonu cumartesi günü Husilerin Suudi Arabistan'a fırlattığı iki balistik füzeyi ve insansız hava araçlarını etkisiz hale getirdiğini duyurdu.

Arakçi cuma günü yaptığı değerlendirmede, İran'ın "zorlamayı, tehditleri veya yıldırmayı" kabul etmediğini, "Barış, yok etme tehditleriyle kurulamaz" diyerek sert bir çizgi çizdi. Masada "topun ABD'de" olduğu mesajı verilirken, Washington'ın "acele etme" tavrı ve Trump'ın "yok etme" retoriği, Hürmüz Boğazı'nın yakın vadede kimin şartlarıyla açılacağını belirsizliğe bırakıyor.


Kaynak: BBC Türkçe - Haberler
Orijinal Haber: Orijinal haberi görüntüle