Afika'nın Büyük Vadisi bölgesinde yer alan Kivu Gölü, su katmanlarının yoğunluk farkları nedeniyle birbirinden tamamen yalıtılmış olmasıyla jeologların "şampanya şişesi" benzetmesiyle anlattığı tehlikeli bir yapıya sahip. Yüzeydeki sıcak ve hafif su, alt kısımdaki soğuk, ağır ve gazla doymuş suyla karışmadan, metan (CH4), karbondioksit (CO2) ve hidrojen sülfürün binlerce yıl boyunca derinliklerde birikmesine olanak tanıyor.
Bilim insanları, bu gaz doygunluğunun kritik eşiği aştığında veya bir dış etkiyle dengenin bozulduğunda meydana gelebilecek "limnik patlama" senaryosunu yakından izliyor. Bölgede yer alan iki aktif volkan (Nyiragongo ve Nyamuragira) ve sıklıkla hissedilen depremler, derin sulardaki gaz kabarcıklarının ani bir şekilde serbest kalmasını tetikleyebilecek başlıca tetikleyiciler arasında. Sözcü'nün aktardığı araştırmacılara göre bu tür bir olayda gazların yüzeye fışkırıp atmosferle harmanması durumunda, göl üzerinde günlerce hatta haftalarce kalabilecek, yoğunluğu havadan ağır olduğu için yerlere yatan ölücü bir gaz bulutu oluşuyor. Hydragas Energy'den Philip Morkel'in uyarısına göre bu bulutun içine düşen bir kişinin hayati fonksiyonları bir dakika içinde durabiliyor.

Tarih, bu riskin sadece teorik olmadığını kanıtlıyor. Kivu'ya benzeyen yapıya sahip Kamerun'daki Nyos ve Monoun gölleri son 50 yılda limnik patlama yaşadı. 1986'da Nyos Gölü'nde gerçekleşen gaz salınımında yaklaşık 2 bin kişi hayatını kaybetti. Kivu Gölü'nün Nyos'tan yaklaşık 50 kat daha geniş ve 2 kat daha derin olması, olası bir facianın boyutlarını kata kata artırıyor. Gölün çevresinde yoğun nüfuslu şehirler ve köyler yer aldığı için, potansiyel bir felaket ملايين insanı doğrudan hedef alıyor.
Enerji umudu mu, riske davet mi?

Bu tehlikeli birikimi bir fırsata dönüştürmek adına Ruanda hükümeti, KivuWatt tesisi aracılığıyla derinliklerden metan çıkarıp elektrik üretimine izin verdi. Tesis, gaz yüklü suyu yüzeye çekerek metanı ayırıyor, karbondioksiti ise güvenli bir şekilde göze geri bırakıyor. Şu an 26 MW'lık kurulu gücü ulusal şebekeye besleyen tesis, kapasitenin 100 MW'ın üzerine çıkarılması hedefleniyor.
Ancak bu müdahale, bilim dünyasında ciddi bir tartışmayı ateşledi. KivuWatt'in yöntemi, gazı alınan suyun tekrar göle indirilmesini içeriyor. Bazı uzmanlar, bu sürecin gölün doğal dikey sirkülasyonunu bozabileceğini ve üretim büyüdükçe patlama riskini tetikleyebileceğini savunuyor. İsviçre Su ve Çevre Araştırma Enstitüsü'nden Martin Schmid, mevcut ölçekteki operasyonun gölün genel davranışını kökten değiştirecek bir etkiye sahip olmadığını, riskin kontrol edilebilir seviyelerde olduğunu değerlendiriyor. Buna karşın Philip Morkel, üretimin ticari ölçekte genişletilmesinin hassas dengeyi bozup tehlikeyi artırabileceğini öne sürüyor.
Uzmanlar arası bu görüş ayrılığı devam ederken, Kivu Gölü hem bölgenin enerji açığını kapatma umudu hem de milyarlarca dolarlık bir insani felaket potansiyeli barındıran benzersiz bir jeolojik bombaya dönüşüyor.
Kaynak: Sözcü - Sözcü
Orijinal Haber: Orijinal haberi görüntüle
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!