Şanlıurfa’da 15 Yaşındaki Çırak Muhammed Kendirci’nin Öldürülmesi Davası Başladı: Avukatlar Salona Alınmadı, İddianame “Şakalaşma” İddiasıyla Karşılaşıyor

Şanlıurfa’nın Bozova ilçesinde bir marangoz atölyesinde çırak olarak çalışırken kompresör hava borusu ile cinsel saldırıya uğrayıp hayatını kaybeden 15 yaşındaki MESEM öğrencisi Muhammed Kendirci’nin davasının ilk duruşması, Şanlıurfa 10. Ağır Ceza Mahkemesinde gerçekleştirildi. Duruşma, tarafların itirazlarına rağmen küçük bir salonda ve kamuoyunu, sivil toplum kuruluşlarını ve baro temsilcilerini dışarıda bırakarak kapalı bir şekilde başlatılmasıyla dikkat çekti. Mahkeme, sanık Habib Aksoy’un sorgusunu Sesli ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden yapmaya karar verirken, tutukluluğun devamına ve dosyanın 6 Ocak 2027 tarihine ertelendiğini bildirdi.

Kompresörle öldürülen 15 yaşındaki Muhammed’in davasında skandal: Avukatlar salona alınmadı - Görsel 1
Kompresörle öldürülen 15 yaşındaki Muhammed’in davasında skandal: Avukatlar salona alınmadı - Haber Görseli 1

“İhmal Zinciri” ve Kamu Görevlilerinin Sorumlulığı Gündemde

Duruşma sonrasında yapılan açıklamada BİRTEK-SEN Adana İl Temsilcisi Avukat Tugay Bek, sürecin sadece sanıkla sınırlı kalmaması gerektiğine dikkat çekti. Bek, soruşturma aşamasında bazı tanıkların ifadelerinin değiştirildiğini öne sürerken, olayda kullanılan hava borusunun ölüme neden olabileceğinin öngörülebilir olduğunu ve bu nedenle sanığın “kasten öldürme” suçundan yargılanmasını talep etti. Avukat, atölyedeki çalışma koşullarının ve çocukların iş sağlığı ve güvenliği konusunda yeterli bilgilendirilip bilgilendirilmediğinin de derinlemesine araştırılmasını istedi. Bek, MESEM kapsamında çalışan çocukların işyerlerindeki koşullarının ilgili kamu kurumları tarafından denetlenmemesinin bir “ihmal zinciri” oluşturduğunu ifade ederek, bu ihmali bulunan kamu görevlilerinin de yargılanması çağrısında bulundu.

Kompresörle öldürülen 15 yaşındaki Muhammed’in davasında skandal: Avukatlar salona alınmadı - Görsel 2
Kompresörle öldürülen 15 yaşındaki Muhammed’in davasında skandal: Avukatlar salona alınmadı - Haber Görseli 2

Savcılık “Şakalaşma” Dedi, Hukukçu “Kasten Öldürme” Diyor

Olayın ardındaki yargı sürecinin en çarpıcı noktalarından biri, Bozova Cumhuriyet Başsavcılığı’nın olay 직후 yaptığı açıklamayla avukatların öne sürdüğü hukuki nitelendirme arasındaki derin uçurum. Savcılık, 14 Kasım 2025 tarihinde meydana gelen ve 19 Kasım 2025’te sona eren trajediyi “şakalaşma sonucu meydana gelen bir olay” olarak nitelendirmişti. Bu tespit, çocuğun ağır bir cinsel taciz ve şiddet sonucu ölüme götürülmesi gerçeğiyle çelişiyor ve davanın niteliğini “kasten öldürme” olarak değiştirme taleplerinin hukuki zeminini güçlendiriyor. Avukat Tugay Bek’in “ölümü öngörülebilirlik” vurgusu, savcılığın “kaza/ihmal” çerçevesini yıkmaya yönelik stratejik bir hamle olarak değerlendiriliyor.

Çocuk İşçiliği ve Denetim Boşluğu Tartışmasını Yeniden Ateşledi

Muhammed Kendirci’nin ölümü, Türkiye’de çocuk işçiliği, mesleki eğitim sisteminin (MESEM) pratiği ve iş güvenliği denetimlerinin yetersizliği tartışmalarını yeniden gündeme getirdi. 15 yaşındaki bir çocuğun, yetkinlik ve güvence süreçleri tamamen sağlanmamış bir atölye ortamında, yetişkinlerin denetimsizliği altında nasıl bu derece bir şiddete maruz kaldığı, sistematik bir başarısızlığı işaret ediyor. Avukat Bek’in “ihmal zinciri” terminolojisi, suçun yalnızca eylemci olan kalfa Habib Aksoy ve kimliği belirsiz diğer şüpheli ile sınırlı kalmayıp; çocuğu bu ortama iten eğitim sistemini, denetimi yapmayan kurumları ve muafiyet sağlayan yasal boşlukları da kapsayacak şekilde genişletilmesi gerektiğini gösteriyor.

Kamuoyu Dışında Kalan İlk Duruşma ve Süreç Beklentileri

İlk duruşmanın, Urfa Barosu, Eğitim Sen ve diğer sivil toplum kuruluşlarının katılım taleplerinin reddedilerek, avukat ve izleyicilerin salona alınmadığı küçük bir mahkeme salonunda SEGBİS üzerinden yürütülmesi, davanın şeffaflığı ve kamuoyu denetimi açısından ciddi endişeler yarattı. Mahkemenin, sanığın tutukluluğunu sürdürmesine rağmen dosyayı yaklaşık bir yıl süreyle (6 Ocak 2027’ye) ertelemesi, delil toplama ve tanık dinleme süreçlerinin kapsamlı olacağının bir göstergesi olarak okunuyor. Ancak bu erteleme süresince, tanık ifadelerindeki aleged değişikliklerin önlenmesi, işveren ve denetim sorumluluğu olan kurumların rolünün aydınlatılması ve “şakalaşma” iddiasının yargıç incelemesine taşınması, adalet arayışının en kritik test alanları olacak. Muhammed’in ailesi ve kamu vicdanı, bu davanın bir “iş kazası” dosyası olarak kapatılmaması, çocuğun acılı sonunun hesap sorulması için süreci yakından takip ediyor.


Kaynak: Sözcü - Sözcü
Orijinal Haber: Orijinal haberi görüntüle