Kozinoğlu Ölüm Dosyasında Yeni Boyut: Adli Tıp’tan Numune Hırsızlığı İddiasıyla Şüpheli Adliyeye Çıkarıldı
İstanbul – Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT)’nin eski İkinci Başkanı Kaşif Kozinoğlu’nun 10 Şubat 2011 tarihinde gerçekleşen ve “ağır baş travmatik yaralanma” sonucu ölüm olarak kayıta geçen olayının üzerinden 13 yıl geçmesine rağmen, dosyayı yeniden gündeme getiren kritik bir gelişme yaşandı. Kozinoğlu’nun ölümünden tam 10 gün sonra, Adli Tıp Kurumu (ATK) bünyesinde hırsızlık yapmakla suçlanan ve bu eylemlerin Kozinoğlu’nun kan ve doku numunelerinin değiştirilmesi amacıyla gerçekleştirildiği şüphesiyle araştırılan Gürsoy Erinci, bugün İstanbul Adliyesi Ceza Daireleri’ne ifade vermek üzere götürüldü. Gelişme, uzun süredir “şüpheli ölüm” iddialarıyla takip edilen dosyada, delil bozulması ve numune hırsızlığı yönünde somut bir soruşturma harekâtının başladığını gösteriyor.

2011’deki Kamera Kayıtları ve “Kateter” Bahaneyiyle Giriş İddiaları
Soruşturmanın bu yeni aşamasını tetikleyen en önemli delil, 2011 yılında ATK Kimya İhtisas Dairesi güvenlik kameraları tarafından kaydedilen ve son dönemde medyaya sızan görüntüler oldu. Gazeteci Yiğit Uzun’un aktardığı bilgilere göre, şüpheli Gürsoy Erinci, Kozinoğlu’nun ölümünden 10 gün sonra olan 20 Şubat 2011 tarihline denk gelen günde, kuruma “Hasta kateteri takılacak” bahanesiyle giriş yapmış. Erinci, yetkilisiz bir şekilde numunelerin muhafaza edildiği daireye girmiş ve bu alanda kendini yalnız bırakmayı başarmış. Kamera kayıtlarında, şüphelinin ilgili dairede numunelerin bulunduğu dolaplara yöneldiği, inceleme yaptığı ve ardından hızla alanı terk ettiği görülüyor. Bu durum, Erinci’nin kuruma yetkili personeli olmadığı veya o gün görevde bulunmadığı halde, nasıl bu kadar kolayca hassas bir alana erişim sağladığı konusunda ciddi güvenlik açığı ve muhtemel içerden yardımcı soruşturmalarını da tetikliyor.

Numune Değişimi Teorisi ve Adli Süreç
Savcılık ve araştırma yetkilileri, Erinci’nin bu eyleminin, Kozinoğlu’nun ölüm nedenini belirlemek için hayati öneme sahip olan kan, idrar ve doku numunelerinin değiştirilmesi veya bozulması amacıyla planlanmış bir operasyon olabileceği yönünde değerlendiriyor. Eğer numuneler o gün değiştirildiyse veya kontamine edildiyse, yapılmış olabilecek ikinci bir otopsi veya ileri tarihli incelemelerde “ağır baş travması” bulgusu yerine zehirlenme, ilaç etkisi veya başka bir ölüm nedeni ortaya çıkabilirdi. Şüphelinin bugün adliyeye getirilmesi, savcılığın bu kamera kayıtları ve olay günü giriş-çıkış logları gibi somut deliller dayanağıyla, “Resmi belgeye hürmet kazandırma suretiyle hırsızlık” ve “Delil bozma” suçları çerçevesinde bir soruşturma başlattığını ve şüphelinin ifadesinin alınıp tutuklama kararı isteneceğini işaret ediyor.

Uzun Yıllar Sessiz Kalan Dosyanın Yeniden Açılması
Kaşif Kozinoğlu’nün ölümü, o dönemde “evde düşme” senaryosuyla kapatılan ancak aile ve çevreler tarafından “faili meçhul cinayet” olarak ilan edilen, ülkenin gündemini uzun süre işgal eden olaylardan biriydi. MİT’e ait gizli belgelerin (Kozinoğlu arşivleri) sızdırılması ve Ergenekon, Balyoz davalarıyla kesişen bu dosya, yıllar boyunca yargı gündeminde “faili meçhul” olarak kaldı. Ancak 2011 tarihli o hırsızlık görüntülerinin son dönemde ortaya çıkması, olayın sadece bir hırsızlık değil, sistematik bir delil ortadan kaldırma girişimi olabileceği yorumlarını kuvvetlendirdi. Şüpheli Erinci’nin kimliği, o dönemdeki görevi (eğer varsa) ve bu alana girmesini sağlayan kişilerin tespiti, soruşturmanın en kritik noktalarından biri haline geldi.
Beklenen Gelişmeler ve Aydınlatma Süreci
Adliyeye getirilen Gürsoy Erinci’nin ifadesi, savcılık tarafından denenmek üzere olan diğer şüpheli veya tanıkların belirlenmesi ve ATK arşivi ile güvenlik loglarının yeniden incelenmesi önümüzdeki günlerde dosyanın seyrini belirleyecek. Hukuk çevreleri, bu gelişmenin 13 yıl önceki bir olayla ilgili olmasına rağmen, suçun niteliği (delil bozma, numune değiştirme) nedeniyle zamanaşımının henüz başlamadığı veya durdurulduğu yönünde teknik değerlendirmeler yapıldığını kaydediyor. Kozinoğlu ailesi ve vekilleri tarafından uzun yıllardır talep edilen “gerçeklerin aydınlanması” sürecinde, bu görüntüler ve şüphelinin yakalanması, dosyadaki en somut ve maddi delil olarak kabul ediliyor. Yargıç ve savcı önünde verilecek ifadeler, o gün ATK’da neler yaşandığını ve bu eylemin arkasında kimlerin olduğunu ortaya koymak adına kritik bir dönüm noktası olacak.
Kaynak: Sözcü - Gündem
Orijinal Haber: Orijinal haberi görüntüle
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!