Mermer Sektöründe Ruhsat Devri ve Rödövans Kaydı İddiaları Gündeme Getirdi
Marmara / İSTANBUL – Türkiye’nin stratejik madencilik alanlarından biri olan mermer sektörünün kulislerinde, son günlerde belirli maden işletme ruhsatlarının el değiştirme süreçlerine dair ciddi usulsüzlük iddiaları yer alıyor. Konunun odaklanma noktası, Ernet Mermer Ltd. Şti.’ne ait mermer işletme ruhsatları ve bu ruhsatlar üzerinde tescillenmiş bulunan bir rödövansçı kaydı. Sektörde ve hukuki çevrelerde tartışılan dosya, hem icra yoluyla gerçekleştirilen ruhsat devrinin “muvazaalı” (anlaşmalı/sahte) olduğuna dair öne sürülen iddialar hem de bir sivil toplum kurumu başkanının nüfuzunu kullanarak oğlunun şirketine rödövans hakkı kazandırıldığı yönündeki claims (iddialar) ile çok boyutlu bir yargı sürecinin habercisi oluyor.

İcra Süreci ve Fiktif Borçlanma İddiaları
Edinilen bilgilere göre, Ernet Mermer Ltd. Şti.’nin yüzde 50 paya sahip ortağı Kemal Kılıç, şirketin diğer ortağı tarafından kendisini fiktif bir borçlandırma sürecine soktuğunu ve bu sahte borç üzerinden icra takibi başlatarak şirkete ait değerli mermer işletme ruhsatlarının el değiştirilmesini sağladığını öne sürüyor. Kılıç, bu sürecin taraflar arası bir anlaşma (muvazaa) çerçevesinde işletildiğini, dolayısıyla icra yoluyla yapılan ruhsat tescilinin hukuki geçerliliğinin sorgulanması gerektiğini savunan bir dava sürecine başvurduğu belirtiliyor. Bu gelişme, madencilik mevzuatına dayalı ruhsat haklarının, ticari uyuşmazlıklar araçlığıyla nasıl transfer edilebildiği konusunda ciddi soru işaretleri yaratıyor.

TÜMMER Başkanı’nın Oğlu İçin Rödövans Kaydı İddiası
Dosyanın ikinci ve kamuoyunda daha geniş yankı uyandırıcı boyutu, ruhsatlar üzerindeki “rödövansçı” kaydıyla ilgilidir. Sektör kaynaklarından ve iddialardan yansıyanlara göre; Türkiye Mermer Doğaltaş ve Makinaları Üreticileri Birliği (TÜMMER) Başkanı Hanefi Şimşek, kurumsal kimliği ve kamu kurumlarındaki ilişkilerini/nüfuzunu kullanarak, oğlının üzerine kayıtlı olduğu bir şirketin, söz konusu mermer ruhsatları üzerinde rödövansçı (rehin alacaklısı) olarak tescil edilmesini sağladığı ileri sürülüyor. Bu iddia, madencilik ruhsatları üzerindeki hakların (rödövans, ipotek vb.) tescili için aranan usul ve esaslara, yetkili makamların nasıl bir yaklaşım sergilediği ve bu süreçte “nüfuz kullanımı” olup olmadığı konusunda idari ve ceza hukuku boyutunda soruşturma ihtimalini güçlendiriyor.

Hukuki ve İdari Arayışlar Devam Ediyor
Konuyla ilgili hak arayışında bulunan Kemal Kılıç’ın yargı yoluna başvurmasıyla sürecin hukuki boyutu resmi olarak devreye girdi. Kılıç, dava dilekçeleriyle hem icra sürecinin muvazaalı olduğu iddiasıyla ruhsat devrinin iptalini hem de rödövans kaydının gerçekleştirilmesinde izlenen idari prosedürlerin usulsüzlüğünü hedef alıyor. Yargıçların ve idari makamların (özellikle Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü ve bağlı birimlerin) elindeki kayıtlar, bu rödövans tescili için hangi belgeler sunulduğu, hangi maddeyle işlem yapıldığı ve TÜMMER başkanlığının bu süreçte resmi bir rol oynayıp oynamadığı gibi teknik detaylar açısından incelenmesi bekleniyor.

Sektörde Mevzuat Uygunluğu ve Şeffaflık Tartışmaları
Mermer sektörü temsilcileri ve hukukçular, bu dosyanın önümüzdeki dönemde yapılacak idari denetimler ve yargı kararları neticesinde gündemden düşmeyeceğini, aksine madencilik ruhsatlarının devri ve taahhüt süreçlerindeki şeffaflığı test edecek bir “önemli precedent” (örnek olay) olabileceğini kaydediyor. Tartışmanın merkezinde; madencilik mevzuatının (özellikle Maden Kanunu ve Yönetmelikleri) ruhsat haklarının devri, rödövans tescili ve icra yoluyla satış şartları konusundaki katı hükümlerin, gerçek hayatta ne ölçüde işletildiği ve özel ilişkilerin bu usulleri nasıl aştığı yer alıyor. Resmi kayıtlardaki işlemlerin hangi gerekçelerle ve hangi prosedür üzerinden gerçekleştirildiğine dair cevaplar, hem sektörün geleceği hem de kamu kaynaklarının korumu açısından kritik öneme sahip.
Kaynak: Sözcü - Sözcü
Orijinal Haber: Orijinal haberi görüntüle
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!