Manifest’in Kurucusu Tolga Akış’ın Uyuşturucu Test Sonucu Açıklandı: Negatif Çıktı
İstanbul – Popüler müzik grubu Manifest’in kurucusu ve yöneticisi Tolga Akış’ın, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında yapılmış olduğu uyuşturucu testinin sonucu belli oldu. Adli Tıp Kurumu (ATK) tarafından yapılan incelemeye dayanan raporda, Akış’ın testinin negatif çıktığı resmi olarak tespit edildi. Bu gelişme, yönetmen ve prodüktörün tutukluluğu süren yargılama sürecinde sav yönünü güçlendiren önemli bir delil olarak değerlendiriliyor.

Gözaltından Tutuklamaya: Sürecin Kronolojisi
Olaya dayanak olan soruşturma, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “müstehcenlik”, “uyuşturucu madde kullanma” ve “suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama” suçları kapsamında başlatılmıştı. 27 Ağustos tarihinde güvenlik güçleri tarafından evinde gözaltına alınan Tolga Akış, savcılıkta ifadesini verdiği 28 Ağustos tarihinde “müstehcen yayınların yayımlanmasına aracılık etmek” suçlamasıylapeptide hakimliğe sevk edilmiş ve tutuklanma kararı alınmıştı. Tutukluluk halinin devam ettiği bu süreçte, savcılık talep ettiği biyolojik örneklerin (kan, idrar ve saç) ATK’ya gönderilmesiyle uyuşturucu madde kullanım iddiasının bilimsel olarak test edilmesi sağlanmıştı.

Adli Tıp Kurumu Raporu: "Negatif" Sonucu
Adli Tıp Kurumu’ndan gelen cevap mektubu niteliğindeki raporda, Akış’tan alınan biyolojik numunelerin incelenmesi sonucunda uyuşturucu madde veya metabolizması tespit edilemediği, bu nedenle test sonucunun negatif olduğu bildirildi. Bu durum, soruşturmanın temel ayaklarından birini oluşturan “uyuşturucu madde kullanma” iddiasını zayıflatacak nitelikte bir kanıt olarak dosyaya eklendi. Savcıların ve hakiminin elindeki bu rapor, gelecekteki tutukluluk gözden geçirme talepleri veya savunma yazılılarında kilit bir rol oynayacak.
Yurt Dışı Para Transferleri ve Mesut Adlin İddiaları Üzerine Açıklamalar
Savcılık soruşturmasının bir diğer odak noktası da Akış’ın banka hesaplarına yurt dışından gelen para transferleriydi. Akış, ifadesinde bu paraların YouTube ve diğer dijital müzik platformlarından elde edilen telif hakkı ve yayın gelirleri olduğunu, hesaplarının hiçbir şekilde suç gelirlerini aklamak amacıyla kullanılmadığını savundu. Ayrıca telefonunun şifresini gözaltı sürecinde kendi rızasıyla teslim ederek şeffaflık gösterdiğini belirtti.
Akış, gündeme getirilen diğer bir isim olan fotoğrafçı Mesut Adlin ile ilişkisini de açıklad. Yaklaşık bir yıl önce tanıştıklarını ve projelerde birlikte çalıştıklarını belirten Akış, Adlin’in sosyal medyada paylaştığı yazışmaların mizah amacıyla yapıldığını, gerçekleri yansıtmadığını ve konuşmaların tamamı gösterilmeden context (bağlam) dışı yayımlandığını öne sürdü. Akış’a göre, Adlin ile bazı kadınların gündeme getirdiği taciz iddialarının ardından işbirliği sona ermiş ve Adlin bu durumdan dolayı kendisine karşı kin beslemeye başlamıştı.
Manifest Üyeleriyle İlgili Şirket Politikaları ve İddialar
Manifest grubunun iç dinamikleri ve yönetim tarzı hakkında sürülen iddialara da Akış tek tek yanıt verdi. Gelir paylaşım modeli hakkında; kazancın %60’ının grup üyelerine eşit olarak dağıtıldığını, kalan %40’ının ise Manifest projesinin operasyonel giderleri, üretim maliyetleri ve organizasyon harcamaları için şirket havuzunda kaldığını açıkladı.
Grup üyelerinin “başka kişilerle görüşmeleri yasaklandığı” iddiasını kategorik olarak reddeden Akış, ancak üyelerin kendi sosyal medya hesaplarından bağımsız reklam ve işbirliği paylaşımları yapmalarında marka bütünlüğü ve sözleşmesel yükümlülükler çerçevesinde bazı sınırlamaların bulunduğunu kabul etti.
Sağlık ve Özel Yaşam İddialarına Yanıt
Grubun üyelerinin hasta olmalarına rağmen baskıyla sahneye çıkarıldığı yönündeki ciddi suçlamayı da yalanlayan Akış, somut bir örnek vererek savunmasını güçlendirdi. Yenikapı’da gerçekleştirilen bir konserde rahatsızlık duyduğunu belirten Hilal isimli grup üyesinin, iki farklı hekimden alınan onaylar doğrultusunda değerlendirildiğini ve onay alınmadan sahneye çıkarılamadığını kaydetti.
Son olarak, Manifest üyelerinin kendisiyle tatile çıkmak zorunda bırakıldığı iddiasını da kabul etmeyen Akış, bu tür örgütsel aktivitelerin gönüllülük esasına dayandığını, herhangi bir zoraki yönünün bulunmadığını vurguladı. Tutukluluğu devam eden Akış’ın savcıları, ATK raporu ve bu açıklamalar ışığında yargılama sürecinin bir sonraki aşamaları için hazırlıklarını sürdürüyor.
Kaynak: Sözcü - Haberler
Orijinal Haber: Orijinal haberi görüntüle
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!