Merkez Bankası Eylül Beklenti Anketini Açıkladı: Enflasyon Eğilimi Yatay, Dolar ve Altın Beklentileri Yükseldi
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından 7-15 Eylül 2026 tarihleri arasında 3 bin 280 hanehalkının katılımıyla gerçekleştirilen Hanehalkı Beklenti Anketi sonuçları, ekonomik aktörlerin gelecek yüzde bir yıl için öngörülerinde belirgin bir ayrışma olduğunu ortaya koydu. Anket bulgularına göre, vatandaşların 12 ay sonrası için yıllık enflasyon beklentisi ağustos ayına kıyasla neredeyse sabit kalırken, kur ve altın gibi koruyucu varlıklar yönündeki talep eğilimi net bir artış yakaladı. Bu tablo, hanehalkının fiyat istikrarına dair risk algısının devam ettiğini, ancak konut piyasası gibi belirli varlık sınıflarında iyimserliğin arttığını gösteriyor.

Enflasyon Beklentisinde Dayanışma, Risk Algısı Yüksek
Anketin en dikkat çeken verilerinden biri, hanehalkının 12 ay sonrası yıllık enflasyon beklentisinin ağustostaki yüzde 45,58 seviyesinden sadece 0,02 puan artarak yüzde 45,60'a çıktığıdır. Bu{minimal} hareket, enflasyon bekentilerinin "yüzyüze" çıkışları engellenmiş olsa da, henüz ciddi bir gerileme kaydetmediğini kanıtlıyor. Ankete katılan hanehalkının yüzde 65,2'si, enflasyonun mevcut seviyesinin üzerinde seyredeceğini öngörüyor; bu oran, fiyat artışlarına dair toplumsal algının hâlâ riskli bir zeminde olduğunu ve merkezin para politikasının güven kazandırma sürecinin tam olarak tamamlanmadığını işaret ediyor. Geçmiş bir yılda fiyatı en çok artan ürün grubu olarak gıda işaretlenmiş olsa da, bu grubun artış beklentisi yüzde 37,8'e gerilerken; yakıt ve enerji grubunun payı yüzde 36,2'ye yükselerek maliyet yönlü enflasyon baskısının hâlâ canlı olduğunu gösterdi. Önümüzdeki 12 ay için de fiyat artışının odak noktasının yine gıda olacağı öngörülüyor.

Dolar/TL Beklentisi Yıl Başından Bu Yana 3,6 TL Yükseldi
Kur beklentileri açısından bakıldığında, hanehalkı Türk Lirası'nın değer kaybına devam edeceğine inanıyor. 12 ay sonrası Dolar/TL beklentisi, ağustostaki 54,47 TL seviyesinden 1,43 TL artışla 55,90 TL'ye yükseldi. Yıl başında 52,3 TL seviyesinde başlayan beklenti, dokuz ayda toplamda 3,6 TL'lik bir artış kaydettirerek, kur dengesine dair temkinli ve hatta pesimist bir tablo çizdi. Bu yükseliş, dış dengelerdeki risk algısının ve reel faiz getirilerine dair belirsizliğin, kur talep eğilimini desteklemeye devam ettiğinin bir göstergesi olarak değerlendirilebilir.
Konut Fiyat Beklentilerinde Gerileme, Erimekte Olan Isı
Emlak piyasası ise anketin "soğuyan" kalemi oldu. Konut fiyatlarında beklenen yıllık artış oranı, ağustostaki yüzde 32,1 seviyesinden 1,44 puan gerileyerek yüzde 30,69'a indi. Yıl başında yüzde 39,2 seviyelerinde seyreden bu beklenti, eylül ayında yüzde 30,7'ye kadar gerileyerek, konut piyasasındaki ısının belirgin oranda düştüğünü ve talep tarafının daha seçici hale geldiğini kanıtladı. Bu gerileme, yüksek kredi maliyetlerinin ve reel gelirlerdeki daralmanın konut talepini baskıladığının, dolayısıyla fiyat artış hızı beklentilerinin yumuşadığının bir işareti olarak okunuyor.
Yatırım Tercihlerinde "Güvenli Liman" Altın Öne Çıktı
Vatandaşların birikim değerlendirme stratejilerindeki en net değişiklik, altın ve döviz gibi koruyucu varlıklara kaydırıldı. "Altın alırım" diyen hanehalkı oranı yüzde 43 seviyesine çıkarken; ev, dükkan ya da arsa almayı tercih edenlerin oranı yüzde 33,6'ya düşerek, emlak konutun yatırım aracı olarak cazibesinin altına düştüğü anlaşıldı. Döviz tercihindeki artış ve Borsa İstanbul (BIST) yatırım eğiliminin yüzde 3,2 ile artışa geçmesi ise risk iştahının tamamen bittiğini değil, portföy çeşitlendirmenin farklı kanallara (döviz, borsa, altın) yayıldığını gösteriyor. Bu dağılım, hanehalkının likiditeyi koruma ve enflasyona karşı बचाव (hedge) yapma isteğinin hâlâ hâkim olduğunu ortaya koyuyor.
Sonuç: Beklentiler Yatay, Risk Primi Yüksek
Özetle TCMB Eylül Hanehalkı Beklenti Anketi, enflasyon bekentilerinin "yüksek seviyede dayanışma" sergilediğini, kur ve altın beklentilerinin ise yukarı yönlü risk primini yansıttığını ortaya koydu. Konut fiyatları beklentilerindeki gerileme, sıkı para politikasının talep tarafına etkisinin somutlaştığı nadir alanlardan biriken; yatırım tercihlerindeki altın ağırlıklı yapı, hanehalkının reel getiri sağlamakten ziyade birikim korumaya odaklandığının işaretçisi. Gelecek dönemde enflasyon verilerindeki gerileme hızı ve faiz kararı beklentileri, bu tabloyu şekillendirecek belirleyici olacaktır.
Kaynak: Sözcü - Haberler
Orijinal Haber: Orijinal haberi görüntüle
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!