New York’ta Tarihi Kırılma: Trump ve İran Dışişleri Bakanı Arakçı Masaya Oturdu

NEW YORK — Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 79. dönem toplantıları marjında, ABD Başkanı Donald Trump ile İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçı’nın yaptığı ilk yüz yüze görüşme, yedinci ayına giren bölge çatışmasında diplomatik bir kilidin açılıp açılmayacağı konusunda dünya kamuoyunun dikkatini çekti. Salı günü New York’taki BM binasında yaklaşık üç saat süren toplantı, Haziran ayı ortasından bu yana her iki ülke yetkili temsilcileri arasında gerçekleşen ilk resmi temas niteliğindeydi. Görüşmenin ABD tarafını Özel Temsilci Steve Witkoff ve Danışman Jared Kushner, İran tarafını ise Dışişleri Bakanı Arakçı’nın temsil etmesi, sürecin en yüksek seviyeye taşındığını ve her iki yönetimin de “kriz yönetimi”nden “süratli bir çözüm arayışına” geçtiğini gösterdi.

Trump, İran Dışişleri Bakanı'yla görüştü: Savaş sonu yakın mı? - Görsel 1
Trump, İran Dışişleri Bakanı'yla görüştü: Savaş sonu yakın mı? - Haber Görseli 1

Arabulucular Aracılığıyla “Mekik Döktülen” Görüşmeler

Toplantıdan önce Beyaz Saray’a yaptığı açıklamada “büyük bir ivme” olduğunu belirten Trump, Witkoff ve Kushner’ın İran arabulucularıyla “çok verimli” bir sürecin içinden geldiğini vurguladı. Görüşmenin ardından X platformundan paylaşım yapan Witkoff ise müzakere sürecinin “gün boyunca mekik dokuyan arabulucular aracılığıyla” ilerlediğini, tarafların “yapıcı ve umut verici olacağını umdukları” bir turu başarıyla tamamladığını kaydetti. ABD özel temsilcisinin ifadesiyle, arabulucular arka planda teknik çalışmalarını sürdürmeye devam edecek. Bu tablo, doğrudan siyasi iradeye dayalı bir “üst seviye emri” ile, alt seviyedeki teknik ekiplerin detayları işlediği klasik bir diplomasisi modelinin işletildiğini ortaya koyuyor.

Trump, İran Dışişleri Bakanı'yla görüştü: Savaş sonu yakın mı? - Görsel 2
Trump, İran Dışişleri Bakanı'yla görüştü: Savaş sonu yakın mı? - Haber Görseli 2

İran’ın Masaya Koyduğu “Kırmızı Çizgiler” ve Ön Şartlar

İran devlet televizyonunun açıklaması, görüşmenin gündemini ve Tehran’ın beklentilerini net bir şekilde ortaya koydu. Yayına göre toplantı ABD’nin talebi üzerine gerçekleşmiş ve İran’ın asıl amacı Hürmüz Boğazı’nın güvenliğini ve ticaret serbestisini sağlamak yönünde kendi şartlarını iletmek olmuş. Arakçı masaya yatırılan bu şartlar arasında; İran ekonomisini felç eden deniz ablukasının tamamen kalkırılması, uluslararası bankacılık sisteminde dondurulan İran varlıklarının serbest bırakılması ve bölgedeki tüm cephelerde devam eden savaşın sona erdirilmesi yer alıyordu. Bu maddeler, İran’ın nükleer programı üzerinden yürütülen müzakere çerçevesini, daha geniş bir “bölgesel güvenlik ve ekonomik rahatlama” paketine genişletme çabasının kanıtıydı.

Trump’ın “Yok Etme” Uyarısı ve Seçim Hesaplaması

BM Genel Kurulu’ndaki konuşmasında ve arka arkaya yaptığı açıklamalarda Trump, diplomasinin yanı sıra askerî opsiyonun da masada olduğunu hatırlatan sert bir dil kullandı. Başkan, İran ile bir anlaşmaya varmak ya da “İslam Cumhuriyeti’ni yok etmek” arasında “verilmesi gereken büyük bir karar” olduğunu söylerken, sürecin Aralık’taki ara seçimlerden sonra netleşeceğine dair tahminlerde de bulundu. Ancak İran’ın seçim sonuçlarını bekleyerek süreci beklettiğini öne süren Trump, “Ben aday değilim, iki buçuk yıl daha buradayım” diyerek kendi siyasi takviminin İran’ın hesaplamalarından bağımsız olduğunu vurguladı. “İran asla nükleer silaha sahip olamayacak” cümlesi ise, müzakerecilik baz alınınsa bile ABD’nin merkezi kırmızı çizgisinin hiçe sayılmayacağını gösteren en net mesajdı.

Bölgesel Aktörler Devreye Girdi: Ürdün Kralı’dan “İtidal” Çağrısı

New York’taki diplomasi harekâtı sadece Washington-Tehran eksenine hapsolmadı. Savaşı değerlendirmek üzere Trump’ın ev sahipliğinde yapılan, dokuz Arap ülkesinin temsilcilerinin de katıldığı genişletilmiş toplantıya Ürdün Kralı Abdullah’ın katılımı, bölgenin bu krizden ne kadar endişeyle izlediğini kanıtladı. Kral Abdullah, “mevcut bölgesel gerilimlere yanıt olarak azami itidal gösterilmesi” çağrısında bulunarak, Ürdün’ün barış ve istikrar için ABD ile yakın koordinasyonu sürdüreceğini bildirdi. Bu gelişme, olası bir İran-ABD uzlaşmasının sadece iki ülke arası bir anlaşma değil, tüm Ortadoğu dengelerini yeniden şekillendirecek kapsamlı bir bölgesel güvenlik mimarisinin parçası olması gerektiğinin işaretleri arasında yer alıyor.

Sonuç: Kırılma mı, Zaman Kazanma mı?

New York’taki bu tarihi masanın ardından her iki taraf da “yapıcı” ve “ivmeli” kelimelerini kullanarak olumlu bir tablo çizerken, masadaki asıl çekişmenin henüz bitmediği anlaşılıyor. İran’ın ekonomik durumını kurtarmak için somut güvenceler (abluka kalkması, varlıkların serbest bırakılması) istemesi, ABD’nin ise nükleer silahsızlanmayı ön koşul tutarak “yok etme” tehdidini havai fişek gibi kullanması, müzakerecilin ileride çözmesi gereken en zor düğümler. Trump’ın “Halledip hızlıca bitireceğiz” iddiası ile İran’ın “şartsız müzakere yok” direnci arasında, önümüzdeki haftalar arabulucuların teknik metinler üzerinde kıyaslayacağı “detayların şeytanı” yatıyor. Dünyanın dikkati artık, bu üç saatin ürettiği momentumun, yedi aydır kanayan bir coğrafyaya barış getirecek bir antlaşma metnine mi, yoksa yeni bir bekleme sürecine mi dönüşeceğine odaklanıyor.


Kaynak: Sözcü - Dünya
Orijinal Haber: Orijinal haberi görüntüle