Meme Kanseri Farkındalık Ayı dolayısıyla Radyo Sputnik'in özel yayınına konuk olan Uzman Dr. Yavuz Dizdar, toplumda yaygın olan erken teşhis algısı ve tarama süreçleri üzerine dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Dizdar, taramalarda bir tümör veya kitle saptandığında hastane koridorlarında sıkça duyulan "hadi alalım, hadi kuralım" yaklaşımının yanlış olduğunu vurguladı.
Uzman hekim, saptanan her bulgunun aniden bir hastalık anlamına gelmediğine dikkat çekerek, "Saptanan tümörün hastalık olup olmadığını takip etmek gerekiyor. Bir şey saptanırsa çok kurcalamadan birkaç ay sonra tekrar takip edilmeli" ifadelerini kullandı. Dizdar, bu "bekleyip izleme" (active surveillance) stratejisinin, gereksiz biyopsi ve cerrahi müdahalelerden kaçınmanın yanı sıra hastanın psikolojisini de koruduğunu belirtti.
Programın bir diğer boyutunda ise tarama programlarının ticari bir boyutu olduğuna işaret eden Dizdar, "Tarama süreci bir ticaret kapısı açtı" diyerek, sağlık sisteminde ve özel sektörde bu sürecin bir ekonomi haline geldiğine dikkat çekti. Uzman, farkındalık kampanyalarının "herkes taranmalı" sloganıyla yönetilmesinin, risk gruplarına ve bilimsel protokollere göre hareket etmekten ziyade, testi ve müdahale hacmini artıran bir dinamik yarattığını savundu.
Dizdar, doğru takip protokollerinin ve bireyselleştirilmiş risk analizinin, körü körüne yapılan tarama ve ardında gelen agresif müdahalelerden çok daha değerli olduğunu kaydetti.
Kaynak: Sputnik Türkiye
Orijinal Haber: Orijinal haberi görüntüle
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!