İş yeri kira sözleşmelerinde fesih bildirim sürelerinin sınırlarıyla ilgili Yargıtay'dan yol gösterici bir karar geldi. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, kiracının sözleşmede yer alan fesih süresine riayet etmeden mülkü teslim etmesi sonucu ortaya çıkan uyuşmazlıkta, tarafların iradesiyle belirlenen 6 aylık bildirim süresinin yasalara ve makul luk ölçütüne uygun olduğuna hükmetti.

Dairenin incelemesi konusu davada, kiracı iş yerini tahliye ederken sözleşmeye dayanan 6 aylık fesih bildirim süresine uymamıştı. Taraflardan biri bu durumun sözleşmeyi bozduğunu, diğer taraf ise sürenin aşırı olduğunu ileri sürmüştü. Yüksek Mahkeme, Türk Borç Kanunu'nun 347. maddesi uyarınca kira sözleşmelerinde tarafların fesih süresini serbestçe belirleyebileceğini, ancak bu sürenin makul luk ölçütünde kalması gerektiğini hatırlattı.

Mahkeme, concret olayda tarafların yazılı sözleşme ile 6 ay olarak kararlaştırdıkları fesih bildirim süresinin, iş yeri kiralamalarının doğası ve ticari hayatın gerektirdikleri planlama süresi dikkate alındığında makul bir öngörü olduğunu değerlendirdi. Bu nedenle kiracının bu süreye uymadan mülkü boşaltmasının, sözleşmeye aykırı bir fesih teşekkül ettiğine ve bu nedenle kira gecikme faizi ve tazminat yükümlülüğünün devam ettiğine karar verdi.

Yargıtay'ın bu kararı, uygulamada "makul süre" kavramının nasıl yorumlanacağı konusunda alt mahkemelere rehberlik edecek nitelikte. Hukukçular, kararın özellikle uzun vadeli ticari kira ilişkilerinde kiracıların, sözleşmede imzaladıkları fesih sürelerine uymadan mecra değiştiremeyeceklerini veya sözleşmeden sıyrılamayacaklarını netleştirdiğini kaydediyor.


Kaynak: Sputnik Türkiye
Orijinal Haber: Orijinal haberi görüntüle