Sahte Vatandaşlık Operasyonunda 26 Şüpheli Tutuklandı: 1070 Kişi Usulsüz Yollarla Vatandaşlık Kazandı
İSTANBUL — İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından koordine edilen ve yabancı uyrukluların gayrimenkul satın alarak Türk vatandaşlığı kazanmalarında düzenlenen usulsüzlüklerin aydınlatılması amacıyla başlatılan kapsamlı soruşturma, adli sürecin yeni bir aşamasına geçmesiyle sonuçlandı. Gözaltına alınan 74 şüpheli arasında tutukluluk kararı verilen 26 kişi yer alırken, suç örgütü kurma, göçmen kaçakçılığı ve dolandırıcılık gibi ağır suçlamalarla yargılanacak sanık sayısı 52’ye ulaştı. Soruşturma kapsamında, 1070 yabancı uyruklunun kurumsal bir yapı içinde işlenen hileli yöntemlerle vatandaşlık kazandığı, bu süreçte devlet hazinesinin 72 milyon 250 bin dolar civarında bir muvazaaya uğradığı ve edinilen vatandaşlıkların iptali için idari süreçlerin başlatıldığı tespit edildi.

Suç Örgütünün Modus Operandisi: Paravan Şirketler ve Sahte Ekspertizler
Başsavcılığın yürüttüğü incelemeler, vatandaşlık başvurularının alt yatan mali yapının, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun öngördüğü şartlardan saparak, sistemsel bir hile ağını işaret ettiğini ortaya koydu. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Göçmen Kaçakçılığıyla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin yoğun istihbarat ve teknik takip çalışmaları sonucunda elde edilen veriler; tapu kayıtlarının tespit edilen anormallikler, bilirkişi raporlarındaki sapmalar, Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) analizleri ve diğer finansal veri setlerinin derinlemesine değerlendirilmesiyle birleştirildi. Bu çok boyutlu analiz neticesinde, vatandaşlık kazanımında zorunlu olan döviz girişinin gerçekte hiç gerçekleşmediği, gayrimenkul alım-satım işlemlerinin ise aracı şirketler veya satıcıların kendi mali kaynakları kullanılarak yapılmış gibi sahte bir görüntü oluşturularak evraklandırıldığı belirlendi. Örgüt, taşınmazların piyasa değerinin çok üzerinde göstermesi yoluya gider, bu yüklenen değeri meşrulaştırmak amacıyla yüksek bedelli, yalan sahte ekspertiz raporları hazırlatarak kanunen istenen yatırım tutarını sağlanmış gibi gösterme yöntemini sistematik olarak kullanmıştı.

13 İlde Eş Zamanlı Operasyon: Geniş Huzurlu Ağın Çöküşü
Soruşturmanın işlek aşamasında, "suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme ve üye olma", "göçmen kaçakçılığı", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık" ve "belgede sahtecilik" suçlamalarıyla toplam 88 şüpheli hakkında tutuklama kararı arandı. İstanbul merkezli olmak üzere 13 ili kapsayan geniş bir coğrafyada eş zamanlı düzenlenen operasyonlar, örgütün sadece belirli bir bölgeye hapsolmadığını, ülke geneline yayılmış yapılandırılmış bir ağ olduğunu kanıtladı. Ekipler, şüphelilerin 78 farklı adresi ve şirket merkezlerinde yoğun arama faaliyetlerine girişti. Bu aramalar sonucunda; dijital delillerin yanı sıra 2 bin 11 taşınmaz, Bağcılar ilçesinde bulunan bir otel, 86 motorlu kara taşıtı, 2 yat ve 42 banka hesabı haciz altına alınırken, örgütün ekonomik ayaklarını kesmek amacıyla 30 anonim şirket hakkında el koyma kararı verilerek bu şirketlere kayyum ataması gerçekleştirildi. Bu kapsamlı müdahale, örgütün finansal akışlarını durdurma ve kanıtları güvence altına alma açısından kritik bir öneme sahipti.
Adli Süreç: 52 Sanık Hakim Karşısında, 26’sı Cezaevine Girdi
Emniyetteki işlemleri tamamlayan 74 şüphelinin Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne sevkiyle başlayan adli süreçte, savcılık ifadeleri alınan şüphelilerden 7’si ayrı bir suçtan zaten tutuklu bulunuyordu. Savcılık, kalan şüphelilerden toplam 52 kişi hakkında tutuklanma talebinde bulunurken, diğer 22 şüpheli için (bunlardan biri de ayrı bir suçtan tutuklu) adli kontrol tedbiri uygulanmasını istedi. Sulh Ceza Hakimliği’nin yaptığı değerlendirme sonucunda, mahkemeye sevk edilen 52 şüpheliiden 26’sı "suç işleme şüphesinin güçlü olması" ve "kaçma riski" gerekçeleriyle tutuklanarak cezaevlerine gönderildi. Diğer şüphelieler için ise yargılama süresince uluslararası çıkış yasağı, adrese sabitlik ve belirli aralıklarla polis merkezlerine imza atma şartlarıyla adli kontrol kararı verildi. Bu tablo, yargıcın örgütün yapısı ve işlenen suçların niteliği dikkate alınarak, kanıt infazını engelleme riskine karşı ağır ceza tedbirini tercih ettiğini gösteriyor.
72 Milyon Doların Üzerindeki Muvazaa ve İptal Süreci
Başsavcılık tarafından yapılan resmi açıklamada, soruşturmanın boyutlarını özetleyen rakamlar kamuoyuyla paylaşıld. Buna göre; usulsüz işlemler sonucunda bin 70 yabancı uyruklu kişinin Türk vatandaşlığı kazandığı, bu işlemler nedeniyle ödenmesi gereken toplam 72 milyon 250 bin dolarlık tutarın muvazaası yapıldığı (yani devlete ödenmesi gereken harç ve resmi işlem bedellerinin ödenmediği) anlaşıldı. Bu tespit, örgütün sadece bireysel başvuru sahiplerini değil, devletin mali çıkarlarını da hedef aldığını ortaya koyuyor. Savcılık, usulsüz şekilde kazanılan bu vatandaşlıkların tespiti üzerine, ilgili idari makamlar aracılığıyla kazandırılan vatandaşlıkların iptaline yönelik yasal süreçlerin derhal başlatıldığını bildirdi. Bu gelişme, vatandaşlık kanununun ekonomik çerçevesinin bir suç örgütü tarafından nasıl istismar edildiğini ve bu istismarın hukuki olarak nasıl giderilmeye çalışıldığını gösteren somut bir örnek teşkil ediyor. Soruşturma, tutuklamalar ve hacizler ile örgütün operasyonel kapasitesini kırsa da, yargılama sürecinde edinilen delillerin değerlendirilmesi ve fugada kalan şüphelilerin yakalanması konusunda emniyet ve savcılık işbirliği devam ediyor.
Kaynak: Sözcü - Sözcü
Orijinal Haber: Orijinal haberi görüntüle
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!