Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), 17 Eylül'de yedi portföy yönetim şirketine bağlı 131 yatırım fonunun tasfiye kararını alarak, bu fonlarda payı bulunan 455 bin 758 tekil yatırımcının kaderini belirsizliğe düşürdü. SPK’nın 23 Eylül açıklamasına göre ilgili fonların toplam varlık büyüklüğü 18 milyar dolara yaklaşıyor. Ancak bu rakam, her yatırımcının parasının güvence altına alındığı anlamına gelmiyor.

Süreç nasıl işleyecek?

Tasfiye sürecinde Tera Portföy’ün İş Bankası, diğer fonların ise Ziraat Bankası tarafından yönetileceği belirtildi. Av. Dr. Davut Gürses, sürecin teknik zeminini şöyle özetliyor: "Bir yatırımcı fon payı aldığında, parası fonun yatırım esaslarına göre hisse senedi, mevduat veya başka araçlarda değerlendiriliyor. Bu varlıklar, portföy yönetim şirketinin kendi malvarlığından ayrı tutuluyor. Bunlar, şirketin mal varlığı değil."

SPK kararıyla öngörülen takvimde; ilk aşamada yatırımcı payları, hesapları ve gerçekleşmemiş emirlerin karşılanması, ardından fon borç-alacak ve gider tablosunun çıkarılması yer alıyor. İlk mutabakat için iki iş günü, borç-alacak mutabakatı için kararın takibinden itibaren 10 iş günü tanınıyor. Gürses, ikinci aşamanın takvime göre 1 Ekim'de tamamlanması gerektiğini hatırlatarak, "Bu tarih, yatırımcılara ödeme yapılacağı anlamına gelmiyor" uyarısında bulunuyor.

Başlangıçta üç ay olarak öngörülen tasfiye süresi, SPK’nın 20 Eylül kararıyla altı aya uzatıldı. Ancak bu uzatma, herkesin ana parasını tam alacağına dair bir garanti yaratmıyor. Kamu bankalarının yönetici atanması da, olası bir açığı kendi kaynaklarından dolduracakları anlamına gelmiyorum.

Ödeme sıralaması ve "kesinleşme" tartışması

SPK düzenlemesi, TEFAS üzerinden verilmiş ancak gerçekleştirilememiş iade talimatlarından kaynaklı tutarların fon hesabına borç kaydedilmesini ve elde edilen nakitin öncelikle bu borçların ödenmesini öngörüyor. Bu durum, satış emri verip parasını alamamış yatırımcılar ile paylarını tutmaya devam edenler arasında bir ödeme önceliği yaratıyor.

Kesinleşme zamanları ise fon türüne göre farklılaşıyor: Önceden bildirim gerektiren ("ihbarlı") fonlar için 17 Eylül saat 13.30 sınırı geçerli ken, para piyasası fonlarında fon izahnamesindeki gün sonu saati esas alınıyor. Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK), tasfiye öncesindeki satış emirlerinde hangi fiyatın esas alınacağını kamuya açıklamamış, yatırımcıları hesaplarının bulunduğu kuruluşa yönlendirmiş durumda.

Gürses'e göre öncelikli alacaklar ödendikten sonra kalan kaynak, diğer yatırımcılara pay oranında dağıtılacak. Eğer dağıtılacak para yetersiz kalırsa, eksik tahsilat ve tazminat tartışmaları gündeme gelecek.

Ceza soruşturması ve varlıkların geri kazandırılması

Tasfiye süreciyle paralel olarak manipülasyon iddialarıyla yürütülen ceza soruşturmasında da hesaplara ve mal varlıklarına tedbir uygulanıyor. Adalet Bakanı Akın Gürlek, 23 Eylül açıklamasında başkalarına aktarılan paraların geri getirilerek mağdur yatırımcılara ulaştırılmasını hedeflediklerini bildirdi. 24 Eylül'de AA haberiyle, Muhammed Yarız ve Emre Tezmen'e ait iki özel jet ile Serdar Turhan'a ait bir yatanın el konulduğu, toplam piyasa değerinin yaklaşık 1,8 milyar lira olduğu açıklandı.

Ancak Gürses, el koymanın bu paranın dağıtıma hazır olduğu anlamına gelmediğini, bir varlığın fondan hukuka aykırı yollarla edinildiğinin ispatlanmasının şart olduğunu vurguluyor: "Bu fon mal varlığıyla bu zenginleşme arasında kesin bir hukuki bağlantı kurulması lazım. Para hareketlerinin izlenmesi ve varlıkların nasıl edinildiğinin ortaya çıkarılması belirleyici olacak." Ayrıca tazminat hesabının, piyasa risklerinden doğan kayıplarla hukuksuz işlemlerden kaynaklanan zararların ayrılmasıyla şekilleneceğini, henüz tasfiye bedeli belli olmadığı için zarar tespitinin zorduğunu belirtiyor.

Yatırımcı Tazmin Merkezi (YTM) devreye girer mi?

Gürses, portföy yönetim şirketlerinin mevcut sistemde doğrudan YTM kapsamında olmadığını hatırlatıyor. YTM koruması, yatırım kuruluşlarının nakit veya menkul kıymet teslim/ödeme yükümlülüklerini yerine getirmemesinden doğan talepleri kapsıyor; piyasa fiyat değişimlerinden kaynaklanan zararlar kapsam dışı. Fonların tasfiyesi tek başına otomatik bir YTM ödemesini tetiklemiyor. YTM kapsamının genişletilmesi için bir kanun değişikliği ayrı bir seçim olarak değerlendiriliyor.

Kamu borçlanır mı, yatırımcı mı sorumlu?

Kamuya karşı "hizmet kusuru" iddiasıyla dava yolu da tartışılıyor. SPK, 18 Eylül açıklamasında sorunlu fiyat hareketlerinin 2025'in son çeyreğinde gözlemlendiğini, fon rehberinin 28 Ağustos 2026'da güncellendiğini belirtmişti. Gürses, denetim eksikliğinin ispatlanmasının yetmeyeceğini, "İdarenin bir işlemi yapmadığını göstermek kadar, yapmış olsaydı zararın önlenebileceğini ortaya koymak da önem taşıyor" diyerek ekliyor.

Ekonomist Güldem Atabay, kamu kurumlarının tasfiyeyi yönetmesi ile kayıpların bütçeden karşılanmasının birbirinden ayrılması gerektiğine dikkat çekiyor. Atabay'a göre zararların kamu kaynağıyla karşılanması, maliyetin vergi verenlere yüklenmesi demek: "İş kamu kaynaklarına, bizim vergilerimize gelene kadar daha yapılacak çok iş var."

Atabay, sorumlulukların belirlenmesi ve yatırımcılara geri kazandırılabilecek varlıklar için yolların tüketilmesini ön koşul olarak görüyor. Yatırımcının da kendi sorumluluğunun olduğunu, vaat edilen getirinin piyasa koşullarından çok yüksekse sorgulanması gerektiğini, "Öyle bir bilinmezliğin arkasında ne olduğunu sorgulamadan içine girmek bireysel bir hatadır" diyerek ifade ediyor. Buna karşın, denetleyici kurumların (SPK) yükümlülüğünün de ortadan kalkmadığını, "Bireysel sorumluluk ve buna karşın kamunun denetim yükümlülüğü, ayrı ayrı ele alınması gereken başlıklardır" diyerek vurguluyor.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, sorunun sermaye piyasalarının sınırlı bir alanında yaşadığını, idari ve adli müdahalelerin sürdüğünü kaydederken, yatırımcılara yapılacak ödemeler için yeni bir tutar veya tarih vermekti.

Süreçte güvenin yeniden inşası için şeffaflığın; fonlardaki varlıkların ne olduğu, değerleme yöntemleri ve yatımcı paylarının nasıl belirleneceği konularının açıklığa kavuşturulması gerektiği uzmanlar tarafından ortak bir çağrı olarak sunuluyor.


Kaynak: BBC Türkçe - Haberler
Orijinal Haber: Orijinal haberi görüntüle