Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında 2023 yılında imzalanan ve "Mekke Ortak Savunma Anlaşması" olarak adlandırılan anlaşma, Yemen'deki Husilerin Suudi hedeflerine yönelik saldırılarının yoğunlaştığı dönemde işleyişe koyulmaya başlandı. Anlaşma henüz Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) onayından geçmemiş olsa da, üç ülke diplomasisi ve askerî kadroları mekanizmayı etkinleştirmek için hızla hareket etti.
New York'ta siyasi irade, Mekke'de askerî koordinasyon
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 79. oturumu için New York'ta bulunan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ve Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar, 24 Eylül Salı günü üçlü bir toplantı gerçekleştirdi. Suudi Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre üç bakan, "Mekke'ye ve ülkedeki sivil ve ekonomik tesisleri hedef alan saldırıları" kınadı.
Toplantıda Birleşmiş Milletler Antlaşması'nın 51. maddesi dayanağıyla Suudi Arabistan'ın meşru savunma hakkının teyit edildiği kaydedildi. Daha da önemlisi, üç ülke Genelkurmay Başkanları arasında "acil bir toplantı" düzenlenmesine yönelik hazırlıklara başlandığı belirtildi. Bu kararın somutlaşması için Genelkurmay Başkanı Selçuk Bayraktaroğlu 25 Eylül Çarşamba günü Mekke'ye giderek, Suudi Arabistan Genelkurmay Başkanı Genel Pilot Rüştiye İbn Hasil el-Mutaybî ve Pakistan Genelkurmay Başkanı Genel Sahir Esım Münir ile bir araya geldi. Mekke'de gerçekleşen toplantıda, anlaşma kapsamında Suudi Arabistan'a nasıl askeri destek sağlanabileceği ve operasyonel koordinasyon konuları masaya yatırıldı.
Pakistan'dan "koşulsuz" destek vurgusu
Pakistan tarafındaki siyasi irade, toplantı öncesinde ve sonrasında net bir dille ifade edildi. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif 23 Eylül'de, ülkesinin Suudi Arabistan'ın egemenliğini ve güvenliğini korumak için "omuz omuza" vereceğini bildirmişti. Dışişleri Bakanı İshak Dar da New York toplantısı sonrasında X hesabından yaptığı paylaşımda, anlaşma çerçevesindeki kurumsal yapıların oluşturulmasına yönelik ilerlemenin değerlendirildiğini ve bölgesel güvenlik meselelerinin görüştüğünü aktardı.
Pakistan Ordusu Halkla İlişkiler Başkanı Korgeneral Ahmed Şerif Çavdri ise 18 Eylül'de yaptığı açıklamada, İslamabad'ın krallığın güvenliğine bağlılığının "koşulsuz" olduğunu, Suudi Arabistan'ı savunmak için "her türlü adımı" atacaklarını söylemişti.
TBMM onayı Ekim'e kaldı
Anlaşmanın Türkiye için yasal olarak bağlayıcı hale gelmesi hâlâ TBMM onayına bağlı durumda. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, anlaşmanın Meclisin Ekim'de yeniden toplanmasıyla Genel Kurul gündemine gelmesini beklediğini açıklamıştı. Uluslararası anlaşmaların yürürlüğe girmesi için TBMM Genel Kurulu onayı şarttır. Meclis onayı alınana kadar anlaşmanın hukuki altyapısı tam olarak oturmamakla birlikte, yürütme organı tarafından askerî ve diplomatik koordinasyon adımları atılabiliyor.
Husi saldırıları ve bölgesi saran gerilim
Bu diplomatik ve askerî harekâtın arka planında, 24 Eylül akşamı Husilerin (Ensarullah) Suudi başkenti Riyad'daki ulusal petrol şirketi Aramco tesislerine, Taif ve Yenbu kentlerine yönelik balistik füze ve insansız hava araçları (İHA) saldırıları yer alıyor. Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı, Husilere ait altı balistik füzenin havada etkisiz hale getirildiğini, Taif ve Yenbu'ya yönelik saldırıların de önlendiğini duyurdu.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, New York'taki BM Genel Kurulu konuşmasından bir gün sonra bir Amerikan televizyonuna, "Husiler kendi eylemlerinden sorumludur, bizimle ilgileri yok" diyerek doğrudan bağlılığı reddetti. Ancak Reuters'ın bölgeden ve Yemen/İran kaynaklarına dayandırdığı haberde, Husilerin Kızıldeniz kıyısı ilerlemesinin İran Devrim Muhafızları'nın doğrudan yönlendirmesiyle gerçekleştiği öne sürüldü.
Fransa askeri varlık sağlıyor, Suudi dini otoritesi "cihat" çağrısı yaptı
Bölgesel güvenlik mimarisine bir de Avrupa aktörü dahil oldu. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Paris'in Kızıldeniz kıyısındaki Yenbu kentinin korunmasına yardımcı olmak amacıyla Suudi Arabistan'a asker, radar ve savunma sistemleri göndereceklerini açıkladı. Macron, TF1 ve France 2'ye "Amacımız herhangi bir çatışmaya katılmak değil, bu bölgeyi korumak" dedi.
Suudi Arabistan'ın en yüksek dini otoritesi Başmüftü Salih el-Fevzan ise Yemen'de Husilere karşı savaşan koalisyon güçlerine hitaben fetvi niteliğinde bir açıklama yayımladı. El-Fevzan, askerleri "murâbıt" (savaşta ön saflarda nöbet tutanlar) olarak anarak, yöneticilerine ve sahadaki komutanlarına itaat ve emirlerin eksiksiz uygulanmasını çağırdı. Husileri "sapık bir grup", "kötülük çetesi" ve "düşmanların maşası" olarak nitelendiren Başmüftü, koalisyon güçlerine safları birleştirme ve ortak tutum sergileme emrini verdi.
Kaynak: BBC Türkçe - Haberler
Orijinal Haber: Orijinal haberi görüntüle
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!